Anasayfa » Gündem » Arifoğlu: Müşteri bulmak turizmcinin işi, her şeyi devletten beklememek lazım

Arifoğlu: Müşteri bulmak turizmcinin işi, her şeyi devletten beklememek lazım

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Son yıllarda yaşanan daralmaların ardından yükseliş trendine geçen turizm, sektöre umut veriyor. 33 yıllık tecrübesiyle sektörün duayen isimlerinden Artaş Grubu Turizm Yatırımları Koordinatörü Recep Arifoğlu da aynı fikri paylaşırken, grup yatırımları için 2019’un başarılı geçtiğini ve yılı bu yükseliş trendinde bir başlangıç olarak gördüklerini ifade ediyor. Türkiye’nin, uluslararası arenada halen güçlü bir turizm markası imajı çizememiş olmasını sektörün önünde duran ciddi bir engel olarak yorumlayan Arifoğlu, gidişattan yine de umutlu. 2020’nin gelir ve doluluklar anlamında geçen yıla kıyasla çok daha iyi olacağını öngördüğünü kaydeden Recep Arifoğlu ile turizm sektörünün son durumunu, Artaş Grubu Turizm Yatırımları’nın yeni dönem stratejik odağını ve gelecek planlarını Radisson Blu Hotel Vadistanbul’da konuştuk.

Artaş Grubu Turizm Yatırımları olarak, 2019’u nasıl geçirdiniz? Bu yıla ilişkin hedefleriniz nelerdir?

İstanbul’un yeni iş ve yaşam merkezi olarak Ayazağa’da hayata geçirilen Vadistanbul Projesi, ülkemizin en büyük karma projeleri arasındadır. Projede; AVM, Radisson Blu Hotel Vadistanbul, Radisson Residences Vadistanbul, ofisler ve konutlar yer alıyor. Karma projenin içinde bulunan Radisson Blu Hotel Vadistanbul’u Şubat 2019 tarihinde faaliyete açtık. Ardından, Mayıs 2019’da Radisson Residences Vadistanbul’un kapıları açıldı. Hemen arkasından Tem İstanbul’daki tesisimiz, Radisson Residences Avrupa Tem İstanbul adını aldı ve bu tesisimiz de Radisson markası ile yoluna devam ediyor. Ayrıca, bünyemizde bulunan Sultanahmet’teki Citadel Hotel ve Beyazıt’taki President Hotel de, bu yılın ilk yarısında Radisson markasını alarak çalışmalarına devam edecektir.

Özetle, geçtiğimiz yıl 2 yeni tesisi açtık ve toplamda 3 tesisimizin Radisson markası ile yoluna devam etmesi konusundaki iş birliği sürecini başarıyla tamamladık. Şu an, önümüzdeki günlerde Radisson markası adını alacak olan Tarihi Yarımada’da bulunan Citadel ve President otellerimizde renovasyon çalışmalarını sürdürüyoruz. Her iki otelimiz için ilk etapta 6 milyon TL’lik bir renovasyon yatırım planı ile yola çıktık. Aynı zamanda, Kayseri’deki otelimiz Radisson markasını taşımaktadır. Grubumuzdaki tüm otellerimizde en üst düzeyde kaliteli hizmet veriyoruz. Yeni yatırımlar konusunu değerlendirdiğimizde ise, Artaş Grubu olarak turizmdeki temel hedefimiz, şehir otelciliğinde büyümektir. İstanbul’da, şehir otelciliğinde yeni oteller ile büyümeyi planlıyoruz. Yeni yatırımlar noktasında gerekli ön çalışmaları yürütüyoruz.

İstanbul turizmi ve otelleri cephesinde bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Son yıllarda yaşadığımız daralmaların ardından, yükseliş trendine geçişin başlangıç yılı olarak 2019’u söyleyebiliriz. Grubumuz için 2019 başarılı bir yıl oldu. Örneğin, Tarihi Yarımada’daki President otelimiz, %80 doluluk yaptı ve geçmiş yıllardaki doluluğuna ulaştı. Odabaşına gelirde ise, gerek İstanbul olarak gerek tesislerimizde henüz istediğimiz rakamları yakalayamadık. 2012 yılında kent genelinde odabaşına ortalama gelir 100 Euro iken, şu an 82 Euro civarındadır ve yakın zamanda oda gelirlerinin de artacağını öngörüyoruz.

Genel olarak, İstanbul turizmini değerlendirdiğimizde, ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden gelen turistleri ağırlıyoruz. Aynı zamanda, Amerika, Avrupa gibi ülkelerde yaşayan Ortadoğulu bireylerin de, İstanbul’a çok yoğun bir talebi gerçekleşiyor. İstanbul turizminde, gelecek 5 yıl içerisinde, bu pazarların değişmeyeceğini söyleyebiliriz. Bu arada son zamanlarda, Rusya pazarı İstanbul’da atağa geçti. Rusya ve Ukrayna’dan, İstanbul’a yoğun bir talep gerçekleşiyor ve bu pazarlardan turistleri tesislerimizde ağırlıyoruz. Son dönemlerde ayrıca, Çin’e olan uçak sayısının artmasıyla birlikte, Çinli turistlerde bir artış gözlemliyoruz. Çinliler, başka ülkelerin vatandaşı olmayı seviyorlar. İspanya ve İngiltere gibi ülkelerde vatandaşlıkları bulunuyor. Ülkemizden 250 bin doların üzerinde gayrimenkul alımına vatandaşlık verilmesi nedeniyle, son dönemlerde Çinliler gayrimenkul yatırımları yaparak, vatandaşlık alıyorlar. Çin’den gayrimenkul alımı noktasında bir talep başlamıştır ve bu durum turizmi de olumlu yönde etkiliyor.

2020 yılını değerlendirecek olursak, gerek doluluklar ve gerekse gelir anlamında geçtiğimiz yıla oranla, çok daha iyi bir yıl olacağını söyleyebiliriz. Ayrıca, Nisan 2020 yılında hayata geçmesi planlanan Galataport Projesi, İstanbul turizmine büyük bir ivme kazandıracaktır.

Grup olarak, Galataport Projesi’nden nasıl bir geri dönüş bekliyorsunuz? Proje, İstanbul’da kruvaziyer turizmini yeniden ayağa kaldırır mı, ne düşünüyorsunuz? 

Galataport Kruvaziyer Limanı’na, ilk geminin Nisan 2020 tarihinde demir atacağı açıklanmıştı. Galataport’un açılması ve cruise gemilerinin gelmesiyle birlikte, İstanbul turizminde yeni bir sayfa açılacaktır. Böylece İstanbul’da, Amerika ve Avrupa ülkelerinden daha fazla turisti ağırlayacağız. Nitekim, cruise gemisindeki bir yolcunun, ortalama 10 bin Euro seyahat harcaması yaptığı tespit edilmiştir. Gemiyle gelen yaklaşık 4 bin yolcu İstanbul’a indiğinde, yiyecek-içecek, konaklama, alışveriş gibi birçok sektöre doping etkisi yapacaktır. Cruise yolculuğuna katılanlar, İstanbul’da gemiye biniyorlar veya şehirde gemiden inmektedirler. Biniş veya inişlerinde de, genelde 2 gün İstanbul programına katılıyorlar, tur alıyorlar ve bunun kentimiz turizmine ciddi bir artısı olacaktır.

Bizim bu süreçteki tek sıkıntımız, Galataport’un hayata geçmesiyle Karaköy’de trafik sorunu yaşanabilir. Nitekim 4 bin yolcu gemiden dışarıya çıktığında, yaklaşık 100 otobüse ihtiyaç olacaktır ve 100 otobüs de trafiğe neden olabilir. Bölgede trafik sorununun olmaması için, Kabataş’a kadar yerin altından bir yol planlanıyordu ve önümüzdeki dönemde o yatırım da gerçekleşecektir. Bu arada, Zeytinburnu Sahili’nde de yeni bir liman planlanıyor. Yaklaşık 3 kilometre uzunluğunda planlanan bu limana, aynı anda 4 geminin yanaşabilecek olması da, cruise turizmi açısından kentimize ciddi fırsatlar sağlayacaktır. Az önce de ifade ettiğim üzere, cruise gemileriyle ağırlıkla Amerikalı ve Avrupalı turistler geleceği için, son dönemlerde kaybettiğimiz bu pazarların yeniden kentimize kazandırılması açısından da büyük bir artısı olacaktır. İstanbul’da, 2021 yılından itibaren, Amerika ve Avrupa’dan daha fazla turisti ağırlamayı hedefliyoruz.

Dünya kongre turizmi sahnesinde, İstanbul’u ve Türkiye’yi nerede görüyorsunuz?

İstanbul ve Türkiye olarak, kongre turizmi sıralamasında gerilerde kaldık ve 2012- 2014 yıllarında aldığımız kongreleri, son yıllarda alamıyoruz. Bugün kongreler ağırlıklı olarak Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa ve İspanya gibi Amerika ve Avrupa ülkelerinde yapılıyor. Kongrelerin yapılacağı şehirler, birkaç yıl öncesinden belirlendiği için, dönüşler biraz zaman alıyor. Bilindiği üzere, İstanbul başta olmak üzere ülkemizde kongre turizmi için, toplantı salonlarımız, otellerimiz, acentalarımız ve kongrenin dışında şehirlerimizin sunduğu zengin imkanlar bulunuyor. Kongre turizmi noktasında kamu, özel sektör ve meslek örgütümüz TÜROB’un yapmakta olduğu çalışmalar ile önümüzdeki yıllarda buradan alacağımız payın artacağını umuyoruz.

“Coğrafi konumumuzdan dolayı, turizmde ‘marka imajı’ çizemiyoruz”

Malum, bulunduğumuz coğrafyada, her an olumsuz bir olay gerçekleşebiliyor. Bu süreçte, turizmde bir dünya markası olabilir miyiz dersiniz?

Siz de belirttiğiniz gibi, bulunduğumuz coğrafyada, her an olumsuz bir olay gerçekleşebiliyor. Coğrafi konumumuzdan dolayı, Türkiye olarak turizmde bir ‘marka imajı’ çizemiyoruz. Güçlü bir turizm markası olamıyoruz. Mesela, sokağa çıktığınızda yüzünüze sıcak fön makinesinin üflediği hissini veren Dubai’de, oda fiyatı 1.000 Euro’yu bulabiliyor. Bu da bize gösteriyor ki, markalaşma hakikaten önemlidir. Eğer, İstanbul’u ve ülkemizi turizmde güçlü bir marka haline getirirsek, zaten dünyanın dört bir yanından turistler gelecektir.

Bir diğer konu da, yıllarca deniz kum güneş turizmini pazarlamamızdan kaynaklı bir hatamız var. Artık, tarihi ve kültürel zenginliğimizi, gastronomimizi ve diğer turizm çeşitlerimizi daha etkin tanıtarak, ülkemiz genelinde ve 12 ay boyunca daha fazla turisti misafir edebileceğiz.

“Su imparatorluğu olan İstanbul’un, hiçbir tarihi çeşmesinden su akmıyor”

Bu doğrultuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Kültür ve Turizm Bakanlığımız, yurt dışında başarılı çalışmalar yapıyor. Ancak, ülkemizin turizm hedefleri göz önüne alındığında, yapılan bu tanıtım çalışmalarının daha da fazla olması gerektiğini düşünüyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, tüm tarihi eserleri gün yüzüne çıkararak, dünyaya etkin bir şekilde tanıtması önemlidir. Ülkemizdeki birçok tarihi eserimiz yeniden hayata kazandırılıyor ve bu eserlerin dünyaya daha etkin tanıtılması gereklidir. Örneğin, 2019 yılı Göbeklitepe Yılı ilan edildi. Göbeklitepe’yi Türkiye’de hemen hemen herkes öğrendi, peki dünyaya yeterince tanıtabildik mi, bunu da değerlendirmeliyiz. Bir başka örnek ise, su imparatorluğu olarak bilinen İstanbul’un hiçbir tarihi çeşmesinden su akmıyor. Sultanahmet’te bazı tarihi çeşmelerden yeniden su akması noktasında çalışma yapılabilir. Tabii bu noktada takılacak çeşme musluklarının, çalınmıyor olması noktasında önlemlerin alınması da lazımdır.

Bakanlığın daha etkin tanıtım yapmasının önemine değindiniz. Peki, turizmciler cephesinde durum nedir?

Bilindiği gibi ülkemiz tarihi ve kültürel hazineleri, Türk misafirperverliği ve turizm çeşitleriyle, dünyanın önemli turizm destinasyonlarından birisidir. Medeniyetler beşiği Anadolu’da yüzlerce tarihi hazinemiz, dünyanın en güzel otelleri ve kalifiye insan kaynağımız var. Turizmdeki hedeflerimiz büyük. Bu hedeflere ulaşabilme noktasında da daha çok çalışmalıyız. Örneğin, turizmde halen müşteriyi devletin bulması beklentisi var. Devlet, niye müşteriyi bulsun ki? Müşteriyi bulmak, turizmcinin işidir. Devletin yapması gereken en iyi şekilde tarihi ve kültürel hazinelerin tanıtımını yapmaktır. Turizm sektörü temsilcileri olarak bizlerin de, hedef pazarlarda gerekli tanıtımları ve oradaki iş ortaklarıyla iş birliği çalışmalarını yapmamız gereklidir. Mesela, en fazla hangi destinasyonlara uçak bulunuyor ise, o destinasyonlardaki çalışmaları artırabiliriz. Veya yoğun talebin olduğu bir pazarda, charter uçuşun konulması noktasındaki çalışmalara değer katabiliriz. Yine son dönemlerde ekonomide yaşanan durağanlık nedeniyle, Kayseri ticaretinde bir durağanlık oldu. Bu noktada, Kayseri’deki otelimiz, Rusya ve Ukrayna’da düzenlenen workshoplara katıldı ve bu pazarlardan davet ettiği turizmcileri tesisimizde ağırlayarak kentimizin potansiyelini anlattı. Şu an bu pazarlardan Kayseri’ye charter uçuşları gerçekleşmektedir. Özetle, bir daralma karşısında konu hakkında söyleniyor olmak yerine, alternatif pazarlar planlayıp, daha çok çalışmaya devam etmeliyiz.

Söz Kayseri’den açılmışken, grubun orada da bir yatırımı mevcut. Kayseri’yi, Erciyes’i ve kentin turizminin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Anadolu’nun incisi kadim şehir Kayseri’miz, 6 bin yıllık tarihiyle, kültürüyle, gastronomisiyle, sanayisiyle, ticaretiyle, Sultan Sazlığı Kuş Cenneti, Yılkı atları denilen doğada vahşi olarak yaşayan at sürüleri, Kapuzbaşı Şelalesi, Erciyes Kayak Merkezi, yeni yeni keşfedilmeye başlanan ve dünya tarihine ışık tutan zengin arkeolojisi ve bu sene başlatılmış olan balon turları ile çok zengin bir potansiyele sahip. Erciyes Kayak Merkezi, Avrupa’dakiler gibi gerçek kış sporları merkezi olup, dünyanın sayılı kayak merkezleri arasındadır. Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, Kayseri THY, Erciyes A.Ş. ve meslek birliğimiz TÜROB ile beraber yürüttüğümüz tanıtma faaliyetlerinin sonuçları kısa sürede karşılığını vermiştir. Hem Erciyes Kayak Merkezi hem de Kapadokya’da oluşan destinasyonlar, yabancı tur operatörleri tarafından yoğun ilgi görmüş olup kentimiz Rusya, Ukrayna, Polonya, Ortadoğu ve Belaruslu tur operatörleri tarafından seyahat kapsamına alınmıştır.

Özetle, bacalı sanayide lider olan Kayseri’miz, bacasız sanayide de atağa geçerek, bugüne kadar sanayide elde ettiği başarısını, turizmde göstermeye devam etmektedir. Nitekim, şehir merkezindeki otelimiz Radisson Blu Hotel Kayseri olarak, yurt dışındaki fuar ve workshop etkinliklerinin hemen hemen hepsine katılarak destek vermekteyiz. Kentimize, Rusya, Ukrayna, Polonya ve Belarus’tan carter uçakları inmeye devam ediyor. Avusturya’dan Almanya’ya, Dubai’den Lübnan’a kadar dünyanın dört bir yanından kayak severler, Erciyes’i ve kentimizi keşfetmeye geliyorlar. Artaş Grubu Turizm Yatırımları olarak, Erciyes Kayak Merkezi’nde, 60 odalı bir tesis yapmayı planlıyoruz. Otelin mimarisi çok güzel tasarlandı. Yatırıma, 2020 yılında başlayıp, 2021 yılında bitirmeyi hedefliyoruz.

Biraz da balon turizmini konuşalım mı? Kayseri Gastronomi Turizmi Çalıştayı günlerinde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve erkanı ayağının tozuyla salona girmiş, kentte balon turizmini başlattıklarını söylemişti. Siz ne düşünüyorsunuz, balon turizmi kente artı bir değer katar mı? 

Balon turizmi, hem kolay hem zor bir turizm. Bölgemizde bunu yapan başarılı firmalar var. Balon turizminde fiyatlar da oldukça yüksek. Ancak, havanın rüzgarlı olmaması gerekiyor, çok erken yola çıkıp rüzgar nedeniyle iptal edildiğinde misafirlerde hüsran oluşturabiliyor. Balon turundaki enfes görüntüler ise, insanı büyülüyor.

Kayseri’den bir gastronomi şehri doğar mı sizce? Samimi görüşünüzü almak isterim.

Kayseri’nin ev yemekleri harikadır; sarması, mantısı, yağlaması, sucuğu, pastırması… Kayserililer, evlerinde veya bağ evlerinde, gerçekten çok güzel ve lezzetli yemekler pişiriyor. Buradaki ailelerin çoğu yemeklerini evlerinde yiyorlar ve dışarıda yemek yeme alışkanlıkları da çok fazla bulunmuyor. Kayseri yemekleri, sadece birkaç lokal restoranda yapılıyor. Özetle, Kayseri’nin bir gastronomi şehri olması için “tescilli markalarının” olması gerekiyor. Kayseri’nin tescilli bir markası yok ve asıl problem de burada. Mantısı, pastırması, sucuğu veya yöresel bir lezzeti için uluslararası tescili olmalıdır.

Son olarak, turizmde sıkça tartışılan konaklama vergisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Konaklama vergisi, yerinde kullanıldığında doğru bir karardır ve turizme katkısı olacaktır. Yaşanabilecek tek sıkıntı, acenta ile gelen bir misafir, konaklama vergisi rakamından, otelin aldığı gecelik oda fiyatını ve kendisinin acentaya ödediği gecelik oda fiyatını çıkarıyor olacaktır. Bu durum, seyahat acentasının kar marjını ortaya çıkaracağı için, müşteriler önümüzdeki dönemde acentalar ile sıkı pazarlık sürecine başlıyor olabileceklerdir

İnceleyin

TAV EASA’nın COVID-19 protokolünü imzaladı

TAV Havalimanları’nın dört ülkede işlettiği dokuz havalimanı Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) tarafından oluşturulan “Havacılık ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik izinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği (Site Telif Hakları) Konusunda Yasal Uyarıyı inceleyebilirsiniz