Anasayfa » Gündem » Değişen Beslenme Alışkanlıkları üzerine bir komplo teorisi!

Değişen Beslenme Alışkanlıkları üzerine bir komplo teorisi!

Orhan Genceli / Yiyecek / İçecek Danışmanı

Petrolden sonraki dünya kontrolü, su kaynaklarını kontrol etmek ve nitekim beslenme ihtiyaçlarının kontrolünü ele geçirerek yapılacak en kolay yoldur. Biz ithal et, yerli et kavgasıyla boğuşa duralım, dünyanın efendileri, gelecekteki paylaşım hesaplarını çoktan yaptılar bile! İşe evvela gelişim evresindeki gelişmemiş ülkelerin beslenme alışkanlıklarını değiştirerek başladılar.

Hadi başkalarını bırakalım, bir kendimize dönelim. Zengin Türk mutfağımızla beraber beslenme alışkanlıklarımız da hızla değişmiyor mu? Tıpkı yazıldığı gibi senaryo her geçen gün katlanarak değişiyor. Ne oldu peki o dillere destan kahvaltı kültürümüze? Bir poğaça, bir çay… Oldu mu sana kahvaltı! Öğle öğününü de bir hamburger, sandviçle geçiştir… Akşama hiç girmiyorum, yorgun argın gücümüz ancak sucuklu mantarlı pizza siparişine yetiyor. Gerisi teferruat zaten! Günlük atıştırmalarımız gösterişli mekânlarda kuki, pasta, kahve, çaydan ibaret! Bu senaryo size de tanıdık gelmiştir elbet.

Bugüne kadar 80’in üzerinde ülke dolaştım. Sinema ve AVM kültürleriyle bu alışkanlıklar dünyaya hükmetmiş durumda zaten.

O zaman sıkı durun, komplo senaryosunu açıklıyorum!

Un, şeker ve yağ! Çağın üç vebası! Bir de bunları kahve ve kakao ile süsleyip, üretimi ve dağıtımını kontrol altına alabilirseniz ve dünyayı da bu ürünlerle beslenmeye alıştırırsanız, petrol bittikten sonra çok kolay dünyayı kontrol edebilirsiniz! Üstelik bu gerçeğe varabilmek için bilim insanı olmanıza da gerek yok!

Şimdi biraz daha spektral düşünelim. Tüm bu saydıklarımın borsası, üretim ve dağıtımı dünyada kimlerin kontrolüne geçmiş, kimler üretip satıyor, kimler ithal ediyor? Bütün bunları yapmak için bir argümana daha ihtiyacınız var. Tabii ki su kaynaklarını kontrol etmek. Bu da zaten çoktan yapıldı.

Tek merkezli dünya hakimiyetine giden yol

Küresel olarak beslenme sisteminin, üç-beş temel tahıl cinsi üzerine yeniden yapılandırılarak, geniş insan kitlelerinin beslenmesi üzerinde belirleyici ve hâkim kılınması da toprak gaspı ve su gaspı girişimleri ile paralel yürütülmektedir. İlk bakışta birbiri ile ilintisiz gibi görülen ve/veya ilintisizmiş gibi gösterilmeye çalışılan bu küresel mücadele alanları aynı amaca yönlenmiştir. Bu üçlü stratejik saldırı, tüm insanlığı bir daha kurtuluşu asla mümkün olmayacak bir tutsaklığa mahkûm etmeye giden sürecin birbiri ile bağlantılı, birbirini tamamlayan ögeleridir.

Büyük holdingler, önü alınmaz kârlarını temiz su alanları ve su havzalarını satın alarak kontrolü ele geçirmeye başladılar.

Su kaynaklarının kullanıcılar arası dağılımı, %70 Tarım ve Hayvancılık, %20 Endüstri, %10 Bireysel Kullanım olarak (2*-2) tanımlanmaktadır.

Burada en çok kullanımın tarım ve hayvancılık olduğu görülüyor. Sorunun en çok dikkatle irdelenmesi gereken noktası da burası. Sözü geçen “tarım ve hayvancılık”, kırsalda yaşayan çiftçinin sürdüregeldiği geleneksel tarımsal faaliyeti değildir. Hayvancılık da köylünün beslediği birkaç inek, koyun, keçi ve bahçesindeki 10-15 tavuk değildir.

Sözünü ettiğim “tarım”, küresel “tarım gruplarının” ele geçirdikleri çok büyük tarım alanlarında gerçekleştirdikleri “kitlesel tarım”dır.

Toprak Gaspı (land grabbing) diye adlandırılan; Afrika’da, Güney Amerika’da, Doğu Avrupa ve Asya ülkelerinde 49 ile 99 yıllığına kiralanan milyonlarca hektar arazide yapılan sözde “modern” tarım, yoğun sulama ile gerçekleştirilmektedir. Bu arazileri su hakkı ile birlikte kiralayan söz konusu tarım konzenleri, inanılmaz miktarlardaki suyu çevre nehirlerden veya akiferlerden çekmekteler.

Kısacası, hızla yok olan geleneksel çok çeşitli beslenme alışkanlıklarımız modern dünyaya ayak uydurma uğruna hızla yok olurken, bizim de şapkamızı önümüze koyup beslenme alışkanlıklarımızdan başlayarak tarım ve üretim politikamızı gözden geçirmenin zamanı geldi de geçmektedir!

İnceleyin

250 milyon dolarlık yatırımı Türkler yapacak!

Dünyanın önde gelen kruvaziyer destinasyonları arasında yer alan 2018’de 3,7 milyon yolcuya hizmet veren Nassau ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik izinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği (Site Telif Hakları) Konusunda Yasal Uyarıyı inceleyebilirsiniz