Anasayfa » Manşet » Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı, kurumsallaşmak için fırsat mı yoksa külfet mi?

Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı, kurumsallaşmak için fırsat mı yoksa külfet mi?

Dünyadaki ilk örneklerinden biri olan “Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı”, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde, Sağlık, Ulaştırma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları’nın katkıları ve tüm sektör paydaşlarının iş birliğiyle hazırlandı.

Türkiye’nin Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı, tatilini Türkiye’de geçirecek tüm Türk vatandaşları ve yabancı ziyaretçilere ulaşımdan konaklamaya, tesis çalışanlarından yolcuların kendi sağlık durumuna uzanan geniş bir yelpazede bir dizi alınması önerilen tedbirler ve kurumsal alt yapı tanımlamasıdır. 50 oda ve üstü tüm işletmeler için artık bu uygulama zorunlu hale geldi.

Peki bu program Türkiye’ye ve turizmciye ne kazandır? Avrupa’daki birçok rakibimize karşı pandemi sürecini daha kontrollü ve profesyonel olarak götürdüğümüz bir gerçek. Ne var ki bu süreç çalışanından yöneticisine, işletmecisinden yatırımcısına kadar herkesi çok yordu. Dolayısıyla kurumsal olmayan küçük oteller için bu alt yapıyı hazırlamak hem zorlayıcı hem de hepimiz için külfetli oldu.

Özellikle Akdeniz çanağında 90‘lı yıllarda hızlı büyüyen otelcilik sektörü, bu büyümenin sancısıyla kurumsal alt yapısını gerekli profesyonel yönetim kadrolarını oluşturmayan işletmeler, uzun yıllar reklamasyona milyon dolarlar ödedi. O dönemde çalışanlar gibi birçoğumuz bunları yaşadık, tecrübe edindik. Türkiye’de tatilinizi nasıl bedava getirirsiniz eğitimiyle ülkemize gelen art niyetli birçok Avrupalı misafir bizi zorladı. İzmir’den başlayıp Alanya’ya kadar birçok otel ISO standartları, markalaşma ya da franchise alarak kurumsal alt yapısını oluşturmak zorunda kaldı. Kötü de olmadı.

Gelelim günümüze; yaşadığımız bu zorlu sürecin duygusallığı ile bir an evvel kapılar açılsın, uçuşlar başlasın ve turistler gelsin telaşındayız haklı olarak. Fakat bu süreç başladığında girişler çıkışlar normalleştiğinde pandemi bitmiş olmayacak. Bu meretin tedavi ya da aşısı bulununcaya kadar bununla yaşamayı ve baş etmeyi öğrenmemiz lazım. Hem kişisel hem de kurumsal olarak önlemlerimizi almamız lazım. Öncelikle kendimizin, iş arkadaşlarımızın ve misafirlerimizin sağlığını korumak ve “Güvenli Turizm” ortamı sağlamak hepimizin en önemli görevidir.

Ya bütün bunlar olmazsa ne olur?
Olacaklar belli, tedbiri almayan işletmelerin bulaş risklerinin yüksek olmasının yanında, Allah korusun, hastalığa yakalanan bir misafirin geçmiş 15 günlük ayak izine bakacaklar ve senin otelinde konakladığını tespit ettiklerinde eğer bu önlemleri alıp uyguluyorsan gerekli kontroller ve testler yapıldıktan sonra işletmeyi açık tutman da bir sıkıntı olmayacaktır. Eğer bu tedbirleri almamışsanız! Yandı gülüm keten helva! Hem işletmenizin kapatılma, karantinaya alınma tehlikesi var hem de misafire ödeyeceğiniz tazminatlar olacaktır. Bu süreç personeliniz için de geçerli olur. Standartlarını koruyamayıp, fiyat kırarak doluluk oranlarını arttırıp ayakta kalmaya çalışan da olacaktır. Bunlar sektörün ve mesleğimizin görünmez düşmanlarıdır.
Bizde her şeyi yapmak kolay, fakat bunu aynı standartlarda ve disiplinde devam ettirebilmek sıkıntısı olduğunu hepimiz biliyoruz. Turizm Bakanlığı bir an önce sezonu başlatmak ve Türkiye’nin imajını güçlendirmek adına yaptığı bu çalışma meyvesini verene kadar tüm turizmciler tarafından bu projeye sahip çıkılıp sırf sertifikayı almak için değil, uygulayıp özellikle küçük işletmelerde standart ve kurumsallaşmanın ilk adımı olarak yakalanmış fırsatın heba edilmemesi düşüncesindeyim.

Oteller için 157, restoran ve kafeler için 122 kriterden oluşan sertifika hazırlıklarında, hijyen ve kurumsal çalışması olmayan işletmelerin operasyonel alt yapısını oluşturmakta zorluk yaşamasalar da özellikle protokol, prosedür ve çek listelerin hazırlanmasında sıkıntılar yaşadığını görüyorum.
Bu dönemde yapılacak tüm alt yapı çalışması ekonomik olarak zorlayıcı bir külfet olsa da işletmelerin daha doğru işletilmesi adına bir fırsatta olabileğini düşünerek, danışman firmalar ya da bir bilenden destek alıp işletmenize yatırım yaptığınızı var saymak lazım. Dolayısıyla başta işletmelerimiz olmak üzere kendimize ve personelimizin kurumsal alt yapıya entegrasyonda bir fırsat olarak düşünmek bizi daha motive edecektir.
Bu sürece yerel yönetimlerin denetleme ve otel personelleri ve sektörde çalışan tüm paydaşların eğitimi için şehrindeki turizm profesyonelleri ve üniversitelerden destek alarak daha fazla katkı vermesi gerekir. Bu konuda herhangi bir siyasi kaygı ve yön çizmeden bütün belediyelerimizin biraz daha fazla çaba göstermesi sürece katkıda bulunacağı aşikardır.
Şimdiden online satış kanalları sertifikalı oteller bölümü açtı, işletmenizin QR kod ile belgelendirilip denetim sonucunun misafirin kolayca ulaşabileceği, Turizm Geliştirme Ajansı’nın web sitesinde işletmenizin güvenli olduğunun yayınlaması, aynı zamanda bir satış argümanı olacaktır. Bu konu ciddi bir iştir. Tedbirlerimizi almamız ve uygulamamız, sektörümüz ve mesleğimiz için hayati önem taşımaktadır.

#orhangenceli #turizmotelyoneticileridernegi #turoydyönetimkuruluüyesi #güvenliturizmsertifikasyonprogramı #güvenliturizm #turizm #covid19

İnceleyin

İzin çıkmadı: Oteller yeme içme hizmetini sadece misafirlerine verebilecek

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine “Konaklama Tesislerindeki Restoranlar” konulu genelge gönderdi. Genelgeye göre, yeme-içme yerleri ...

Bir Yorum

  1. Sevgili Orhan kardeşim, eline sağlık doğru tespitler yapmışsın özellikle o ayak izi takibinde sertifikalı otelin avantajı! (o da ne kadar geçerli olacak bilemiyorum) ama madalyonun diğer yüzü başka telden çalıyor…saha içini bilen bizlere sorulmadan tartışılmadan ortaya çıkarılmış bu kriterlerin pratikte yürümeyeceğini büyük sıkıntılar yaratacağını boğazımız yanarcasına anlatmaya çalıştık ama bu işte dahili olanlar hep üç maymunları oynadılar…şimdi olaya sahaya inince söylediklerimiz çıktı…pratikte kesinlikle yürümeyen maske zorunluluğu, sosyal mesafe,vs. veeee “kısıtlanmış açkı büfe” işte esas keten helva burada yanıyor… önceki bolluğa, israfa, istediğini alıp istediğini üst üste doldurduğu tabağa ulaşamayan misafirin isyanı, küfürün bini bir para… ve dahası… ne diyeyim allah bizim yönetici kardeşlerimize sabırlar versin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik izinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği (Site Telif Hakları) Konusunda Yasal Uyarıyı inceleyebilirsiniz