Anasayfa » İş'te Kadın » İstanbul Valiliği Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Hülya Kaya: “İstanbul’u bir kadın gibi görüyorum”

İstanbul Valiliği Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Hülya Kaya: “İstanbul’u bir kadın gibi görüyorum”

Spread the love

Röportaj: Hatice Ünal Bilen Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

İstanbul’un Turizmden Sorumlu ilk kadın Vali Yardımcısı. Genç, donanımlı ve vizyoner! ‘İnsanlara dokunmak ve hayatlarında bir fark oluşturabilmek’ idealiyle, o hep hayalini kurduğu İstanbul’un turizm yönetimine talip profesyonel bir İstanbul sevdalısı. Sıcak, güler yüzlü ve samimi. Yeni görevinde, turizm sektörünün tüm seslerini büyük bir heves ve öğrenme azmiyle dinleyip, ortak akıl bileşkesinde buluşturacak kadar da çözüm odaklı!..

İstanbul Valiliği Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Dr. Hülya Kaya ile yirmi yıllık kaymakamlık ve vali yardımcılığı tecrübesinden İstanbul’a uzanan kariyer yolculuğunu, bir kadına benzettiği İstanbul’u ve kent turizmine dair hedeflerini konuştum.

Hülya Hanım, İstanbul’un Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı olarak ekim ayının başından beri görevinizin başındasınız. Üstelik de ‘ilk kadın vali yardımcısı’ olarak! Bu makamda bir ilk olmak size neler hissettiriyor?

İstanbul çok sevdiğim bir şehir. Eşim de İstanbullu olduğu için Anadolu’daki mecburi görevim sırasında bir ayağımız hep İstanbul’daydı, her tatilimizde buraya gelirdik. Elbette böylesine kadim ve güzel bir şehre hizmet etmekten çok büyük bir sevinç ve gurur duyuyorum.

O halde bu zirveye giden yolu, ilk gençlik ideallerinizden başlayarak konuşalım mı? Mülki İdare amiri olmanızı tercih etmenize sebep olan nedir?

Lise yıllarım ailemin yanında, Konya’nın Akşehir ilçesinde geçti.  İlçemizin kaymakamı herkesin sevdiği ve saygı duyduğu bir insandı. Her ne kadar ilkokuldan liseye kadar hep hayallerimi bir edebiyatçı olmak süslese de, her genç gibi ben de olgunlaştıkça hedefimi ve hayattan beklentilerimi sorgulamaya başlamıştım. Kaymakamımızın samimiyeti, insana dokunan tarafı ve en önemlisi de ilçemizde ki insanların hayatında fark yaratabilmesi çok hoşuma gitmişti. Tabii benim kaymakam olmaya karar verdiğimde henüz hiç bayan kaymakam yoktu. Ailemin ve çevremin de cesaretlendirmesi ile Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü birinci tercihim olarak kazandım. Kamu yönetiminden mezun olduktan sonra ilk ve tek girdiğim sınav olan Kaymakamlık sınavını kazandım ve 1999 yılında kaymakam adayı olarak atamam yapıldı. İnsanların hayatında bir fark yaratabilmek meslekte daima motivasyon kaynağım oldu.  Bu sebeple de kaymakamlık mesleğini yaparken hep çok büyük keyif aldım. Yirmi yıllık meslek tecrübemde Aksaray’da başlayan meslek serüvenime İstanbul’da vali yardımcısı olarak devam ediyorum. Meslekte her ne kadar Anadolu’nun farklı yerlerinde çok güzel tecrübeler edinsem de okumak yazmaya karşı ilgimi hiç kaybetmedim. 2008-2009 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından İngiltere’ye kamu yönetimi masteri yapmak için gönderildim. Yurt dışı inceleme ve araştırmalarım, kamu da yenilikçi yaklaşımların ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamama ve uygulamaya geçirmeme yardımcı oldu.

Kendini düzenli, disiplinli ve çalışkan biri olarak tarif eden Hülya Kaya, işini günü gününe takip etmeyi seviyor. Çalışmak kadar öğrenmekten de büyük keyif alan Kaya; insanlara faydalı olabildikçe mutlu, son derece yenilikçi ve de fark yaratmayı seven biri. Valilik ve kaymakamlık gibi makamlarda kadın çalışan sayısının az olduğunu anlatan Kaya, “Bir makama geldiğimde hep şunu düşünürüm, bir kadın olarak erkeklerden daha farklı ne yapabilirim, nasıl bir fark katabilirim? Kadının gücünü farklı bir şekilde yansıtmak gerektiğini düşünüyorum” diyor.

“İstanbul’a atanmama çok şaşırdım, bu görevlendirmeyi hiç beklemiyordum”

Konya’nın bir ilçesinde kaymakamlık yapar iken gelen bir teklif üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ve İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin koordinatörlüğünde göreve başladım. Eş zamanlı olarak genel sekreter danışmanlığı da yaptım. İstanbul’da yaklaşık dört buçuk yıl kaldım. 2010-2014 yılları içerisinde İstanbul’da bulundum. 2015’te İçişleri Bakanlığı’na geri döndüm. Ben aynı zamanda hukukçuyum, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Kısa bir dönem bakanlıkta hukuk müşavirliğinde çalıştım. O ara doktora yapmak için burs başvurusu da yapmıştım. Başvurum İçişleri Bakanlığınca kabul edilince tekrar İngiltere’ye gittim. Uluslararası Hukuk alanında doktoramı tamamladım. Ardından da İstanbul’a tayinim çıktı, yaklaşık iki yıldır da Vali Yardımcısı olarak çalışıyorum. Yaklaşık iki yıl Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının İstanbul’daki iş ve işlemlerinden sorumlu idim. Ekim ayının başından bu yana da İstanbul’un Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı olarak görevime devam etmekteyim.

Kahramanmaraş, Adıyaman, Konya derken İstanbul’a atanmak aklınıza gelir miydi hiç? Bu haberi ilk aldığınızda ne düşündünüz?

İstanbul’u çok seviyorum. Buraya her gelişimde “acaba bir gün bu şehre hizmet etme şansını bulabilecek miyim?” diye kendi kendime sorardım. Hatta valiliğin önünden geçerken, “ne kadar güzel bir bina, keşke burada çalışabilsem” dediğim çok zamanlar olmuştur. Atama haberini ilk duyduğumda tabii çok şaşırdım. Böyle bir görevlendirmeyi hiç beklemiyordum. Hatta o dönemde doktora çalışmamı yürütmek üzere İngiltere’deydim. Çalışmamın bitmesine daha vakit vardı. İlk olarak bir şaşkınlık yaşadım, onu heyecan ve mutluluk takip etti. Biraz önce de ifade ettiğim üzere, İstanbul’a geldikten sonra öncelikle Aile Çalışma Sosyal Hizmetler ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı bana bağlandı. Bu iki yıllık süreçte de çok güzel çalışmalar yaptığımızı düşünüyorum.

“Turizm işletmecilerimiz neyi, ne zaman yapacağını çok iyi biliyor”

İstanbul turizmi için yapmak istedikleriniz neler? Yeni görevinizde şehrin potansiyelini arttırmak adına ne tür bir çalışma yürütmeyi planlıyorsunuz?

Dünyadaki konjonktürel değişimler ve de ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi durum bizi ve özellikle de turizmi çok derinden etkiliyor. Baktığımızda 2015’e kadar çok iyi gelen eğri, güvenlik endişeleriyle beraber olumsuz bir seyir aldı. Her ne kadar İstanbul ve Türkiye’miz dünyada çok popüler de olsa, güvenlik endişeleri nedeniyle istenilen noktada olmadığını görüyorum. İstanbul’un ciddi bir potansiyeli var. 2023 hedefimiz, İstanbul’u dünya sıralamasında ilk beşe yerleştirmek. Otel sayımız, alt yapımız bunun için yeterli. Çok kaliteli otellerimiz var. Serbest piyasa ekonomisinde turizm işletmecilerimiz nereye ne kadar yatırım yapacağını gayet iyi biliyorlar.  O noktada çok fazla müdahaleye gerek yok. Bizim görevimiz onların işlerini kolaylaştırmak.

“Taksiciler, hanutçular, dilenciler, servis sektöründeki denetimlerimizi arttırdık”

İstanbul’un uluslararası arenada daha iyi bir seviyeye taşınabilmesi ve ilk beş şehir arasındaki yerini alabilmesi için geliştirmemiz gereken alanlar var. Bu süreçte onlara yoğunlaştık. Özellikle hizmet sektöründeki kalitenin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bunların içinde taksicilerimiz de var. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz havalimanlarımızdaki taksicilerimizin eğitimine başladı. Bu kapsamda 10 bin taksiciyi eğitime alacağız. Şehrimize gelen turistlerin memnun bir şekilde ayrılmaları önceliğimiz.

Onun haricinde, servis sektöründe vaat edilen hizmet kalitesinin takipçisiyiz. Örneğin şu an üzerinde en fazla uğraştığımız konulardan bir tanesi; turist geldi, hizmetini aldı, ancak fazla bir faturalamayla karşı karşıya kalıyor mu?  Ya da bir turist, hanutçular tarafından zorla bir malı alması yönünde baskılanıyor mu? Bu konularda denetimleri arttırıyoruz. Dilencilerin sokakta dolaşarak turistlere rahatsızlık vermesini istemiyoruz. Yabancı turistlerin kendilerini evlerinde, ülkelerinde gibi rahat, huzurlu ve güvende hissetmeleri bizim için önemli. Bununla ilgili olarak turizm polisiyle de çok sıkı bir iş birliğimiz var. Bu alanda gün geçtikçe uzmanlaşıyoruz. Turizm polisimiz, gerek yönlendirme, gerekse şikayetlerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi noktasında profesyonel bir çalışma sergiliyor. Bunu çok daha iyi bir noktaya taşımayı planlıyoruz.

“Umarım turizmde güvenlik endişesiyle gerileme olmaz”

 Turizmde, ülkemizin doğru tanıtımı noktasındaki daha etkin ve sürdürülebilir stratejiler ortaya koymamız gerekiyor. Geçen yıllarda da gördüğümüz üzere, oluşturulan yanlış algılar ve güvenlik endişeleri yabancı turistlerin çok çabuk fikirlerini değiştirmesine ve başka destinasyonlara yönelmesine sebebiyet verebiliyor. Bunların haricinde İstanbul, muhteşem güzel bir hizmet üretiyor. Kruvaziyer turizmindeki potansiyelin artırılmasına yönelik yeni yatırımlar devam ediyor. Bunlardan en önemlisi, Nisan 2020’de açılması hedeflenen Galataport. Dünyada ilkler arasında yer alacak bir proje olarak değerlendirdiğimiz Galataport’un hayata geçmesiyle birlikte şehrin kruvaziyer turizmini de ciddi anlamda arttıracağını düşünüyoruz.

Kongre turizmi ile ilgili geçen ay İstanbul Ticaret Odası ile beraber Barselona’da IBTM World Fuarı’na katıldık. Bu yıl ilk defa İstanbul’un destinasyon standını açtık. Valilik olarak, şehrimizi en iyi şekilde temsil etmek ve anlatmak üzere ben de oradaydım. Bu tür fuarlarda İstanbul’un yer almasının özellikle kongre turizminin yönünün değiştirilmesinde çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu noktada biraz önce ifade ettiğim gibi turizmin paydaşları olan tüm kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

İstanbul’da parlatılması gereken bir diğer alan, gastronomi turizmi!

İstanbul turizminde parlatılması gereken bir diğer alan olarak gastronomi turizmini görüyoruz. Türkiye’nin bu konuda çok iyi bir noktada olduğunu düşünüyorum. Kültür ve Turizm Bakanımızın da ifade ettiği gibi, özellikle gastronomi haritasının çıkarılması, söz konusu illerin yabancı turistler tarafından bilinirliğinin arttırılması çok önemli. Çünkü gastronomi amaçlı gelen turistler normal turistlerle kıyaslandığında çok daha fazla harcama yapıyor. İstanbul’da bu alternatif turizm modelinin başarılı olabileceği, potansiyeli yüksek şehirlerden bir tanesi. Kentte inanılmaz güzel restoranlarımız ve yetenekli şeflerimiz var. Geleneksel mutfağımız diğer ülkelere kıyasla çok başarılı. Tüm bu değerlerimizi tanıtma noktasında sivil toplum kuruluşlarımızın desteğine ihtiyacımız var, bu bir gerçek.

Bunu Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe’nin ‘Gastrotalks’ programına katıldığımda daha net gördüm. Gastronomi turizmi konusunda önemli bir tanıtım eksikliğimiz bulunuyor. Yurt dışında Çin, Meksika, Vietnam, İtalyan ve Fransız mutfaklarıyla karşılaşıyoruz. Ne yazık ki Türk mutfağını yeterince tanıtamadık. Türk mutfağı denilince akla ilk ve tek akla gelen döner oluyor. Dolayısıyla şu anki yol haritamızda işin uzmanlarıyla birlikte sektörün gelişimine katkı sağlamak var. Bu konuda Valilik olarak üzerimize düşen ne ise, yapmaya hazırız. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın hazırladığı 2023 Turizm Stratejisi kapsamında, hem İstanbul’un turizm potansiyelinin arttırılması hem de sosyal ve kültürel faaliyetlerle entegresi gerekiyor.

Turizmden Sorumlu Vali Yardımcılığı görevinizin dışında da İstanbul’u konuşmak isterim sizinle. Hülya Kaya, bir kadın gözüyle İstanbul’u nasıl tarif eder?

İstanbul aslında tam bir kadına benziyor, bence. Birçok duyguyu, aynı anda derinlemesine ve tüm incelikleriyle yaşıyor ve yaşatıyor size İstanbul. Tek düzelikten uzak; her sokağı ve mahallesi ayrı bir renk, ayrı bir motif. Hikayelerle dolu bir şehir İstanbul. Aynı anda bir sürü duyguyu yaşatabiliyor size. Bugün mesela Valilik binasından çıktım, Kadırga’ya kadar yürüdüm ve geri döndüm. Bu şehirde bir defa sanat var, tarih var, yaşanmışlık var, günlük hayat var, yeme içme var, karmaşa var. Bunların hepsini bir anda yaşatabilecek bir mesafedeyiz, hepsini aynı anda görebiliyoruz. Müthiş güzel bir duygu bu.

“İstanbul’un dokusunu bozmayalım yeter”

Madem İstanbul’u bir kadına benzettiniz. O halde şehrin mevcut turizm potansiyelini ortaya çıkarmak adına ne tür bir yaklaşım sergilemek gerekir İstanbul’a?

Mevcut yapıyı bozmayalım yeter. Atalarımız, –Allah gani gani rahmet eylesin- geride çok güzel eserler bırakmış. Şehrin bu dokusunu bozmayalım yeter. Yabancılar da bunun için gelmiyor mu? İnsanlarımız sevecenliğini kaybetmesin. Çünkü bizim insanımız çok hoşgörülü, çok sevecen, cana yakın. Yurt dışından gelen arkadaşlarım hep bu özelliğimizden bahsediyor. “Neden Türkler bu kadar cana yakın, bu kadar iyi? Mutfağınız çok iyi, şehriniz çok güzel, hareketli. Hiçbir Avrupa kentinde bu hareketliliği göremiyoruz. Bu kadar renklilik, çeşitlilik yok! Bunu kaybetmeyin yeter” diyor. Yabancı turist İstanbul’u olduğu gibi seviyor. Şehrin renk cümbüşünü, ahengini, karmaşasını aynı anda yaşamak istiyor.

Bu anlamda yazarlarımızın ve sanatçılarımızın şehre olan katkısı çok büyük. Mesela Ahmet Ümit’i okuyup, onun dizelerinde anlattığı İstanbul’u keşfetmeye gelenler var. Orhan Pamuk’un gözünden İstanbul’u yaşamak isteyenler var. Elif Şafak’ın romanlarını okuyup o mistik ve dar sokaklarda eski İstanbul’un bozacılarının sesini duymak isteyenler var. Kültür ve sanatın turizm ile buluştuğu nokta olan İstanbul’un tanıtımında edebiyatçılarımızın, şairlerimizin ve ressamlarımızın ruha işleyen mesajlarına kulak kesilmeye ve bu gücü şehrin tanıtımında merkeze yerleştirmeye ihtiyacımız var.

Bu şehirde özellikle genç neslin eğlenebilecekleri çok fazla alternatif bulunuyor.  Bir Balat’a gittiğinizde çok farklı bir sosyo-kültürel doku ile karşı karşıyasınız. Balat, inanılmaz güzel oldu. Adeta sizi farklı bir dünyaya götürüyor. Sultanahmet’i farklı, Beyazıt’ı, Üsküdar’ı farklı bir güzellikte. Ben diyorum ki, şehrin sadece bu hassasiyetlerini koruyalım. Mevcut tarihi varlıklarımızı korumak ve sürdürülebilir bir şekilde yönetebilmek için elimizden gelen gayreti gösterelim.

Müzecilik de atılması gerek adımlar var. İstanbul’daki müzelerimizin, Paris ve Londra’daki müze ziyaretçi sayılarına ulaşabilmesi için yapılması gereken çok işler olduğunu düşünüyorum. Yine de çok iyiye gidiyoruz. Bu sene yıl sonuna kadar 15 milyon turisti ağırlamayı hedefliyoruz. Gelecek sene eminim bu rakamlar daha da artacak. Önemli olan, kaliteli ve sürdürülebilir bir turizm yönetimini hakim kılmak. Turizmde kaliteyi arttırmak sureti ile hizmetleri çeşitlendirmeye ve turizmden daha fazla gelir elde etmeye odaklanmalıyız.

İki çocuk annesi olan Hülya Kaya, makamından arta kalan zamanlarda ailesiyle yurt içi ve yurt dışı seyahatlere de çıktığını anlatan Kaya’nın öncelikli rotaları arasında Avrupa, Asya ve Uzak Doğu ülkeleri var.  Seyahat tercihlerinde mesleki hastalıklara kapılmaksızın gittiği destinasyondan maksimum keyif almaya odaklandığını belirten Kaya için önemli olan kaliteli zaman geçirmek! Seyahatlerinde bir alışveriş merkezi yerine şehrin yerel değerleri ve ürünlerini bulabileceği pazarları gezmeyi tercih ettiğini söyleyen Kaya, bir şehir veya ülkeyi ziyaret etmeden önce mutlaka bir yazarının gözünden tanımaya, kültürel ve sanatsal etkinliklerine katılmaya, özel lezzetlerini tatmaya çalışıyor. Bir kitabını da çantasına koymadan o şehirden ayrılmıyor.

İstanbul, doluluktaki artış oranını gelirler seviyesinde dengeleyemiyor. Turizmcilerin en çok şikayet ettikleri konulardan biri de bu. Bir performans değerlendirmesiyle öneri ve görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

Bu serzenişi duyuyorum ben de. Turizmcilerimiz “doluluk oranlarımız çok iyi ama önceki dönemin rakamlarını yakalayamıyoruz” diyor. Tabii bu noktada Türk lirasının döviz karşısında değer kaybetmesi gelirimizi etkiliyor. Diğer bir önemli konu da, İstanbul’da geçirilen gün sayısı ve insanların bu süreyi ne yaparak geçirdikleri. Şehre gelen gruplar nereleri tercih ediyor, nerede geziyor, nerede yiyip içiyor, bu önemli. Biz turizmde farklılıkları ortaya koyarak, farklı rotalar çizerek şehrimizde turistin daha fazla kalmasının yollarını araştırmalıyız.

Tüm dünyada şehirlerin bir simgesi var. Sizin gözünüzden şehrin bir simgesi olmalı mıdır, bir adayınız var mı?

İşin açıkçası İstanbul’a baktığımda kullanabileceğimiz pek çok simgemiz var. Bu çeşitlilik içerisinde tek birine odaklanmak ne derece doğru bilmiyorum. Markalaşmak ve turistin dikkatini çekebilmek için zaman zaman belli tarihi yapılarımızı ön plana çıkarmak yararlı olacaktır.

Hülya Hanım, bu keyifli söyleşimizi sonlandırırken, bundan sonra neler olsun istiyorsunuz hayatınızda?

Mesleki olarak şu anki konumumda, işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum. Bu doğrultuda sektörle olan tanışıklığımızı ileri seviyeye taşıyıp, o samimiyetten sonra çözüm odaklı neler yapabiliriz, ne tür iş birlikleri geliştirebiliriz aşamasına geçmek istiyorum. Şu an henüz tanışma safhasındayız. Fakat bunun bir adım ötesinde, birlikte bu yolda nasıl yürüyebiliriz, onların bizden talepleri neler, bu birlikteliği nasıl sürdürebilir kılabiliriz boyutuna geçmek istiyorum. Bunun için de turizm sektörünün işlerini kolaylaştırma noktasında elimden gelen gayreti göstereceğim. Onlar zaten işlerini çok iyi yapıyor. Biz de valilik olarak daima arkasında olacağız.

 

 

 

İnceleyin

Ulaştırma Bakanı otelcilerle telekonferansta buluştu… İşte detaylar…

Spread the loveUlaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Türkiye Otelciler Birliği yönetimi ile bir araya ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik izinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği (Site Telif Hakları) Konusunda Yasal Uyarıyı inceleyebilirsiniz