Anasayfa » İş'te Kadın » Kabına sığmayan deneyim: Selda Çiçek Veske

Kabına sığmayan deneyim: Selda Çiçek Veske

Röportaj: Hatice Ünal Bilen

Ömründen uzun hayalleri vardı onun. Birini gerçekleştirirken bir yenisine daha yelken açacak kadar çoktu üstelik! O kadar kabına sığmadı ki sonra o düşler, birinden bile vazgeçmeyi göze alamadığı bir vakit “turizm” imdadı oldu. “Yazmak, çizmek, kazımak, öğretmek, anlatmak, paylaşmak, yönetmek, üretmek” denkleminde formülü hasbelkader otelcilikle çözdü, her defasında yüzündeki gülümsemenin içine yayıldığını derinden hissettiren “turizmci duygusu”yla mesleğini gün be gün daha çok sevdi… Üstelik sahip olduğu güçlü alt yapı ve donanımı doğduğu şehir Diyarbakır’a armağan etmeyi bir borç bilmenin bilinç, erdem ve duyarlılığıyla… Sevgiyle, işine ve yaşama olan bağlılığı ve tutkusuyla!…

Hilton Garden Inn Diyarbakır’ın genç, dinamik ve başarılı Genel Müdürü Selda Çiçek Veske ile bu samimi röportajımızda buluştuk, turizm hikayesini konuştuk.

Selda Hanım, Hilton Garden Inn Diyarbakır Genel Müdürlüğü’ne uzanan turizm yolculuğunuz ilk nasıl başladı, anlatır mısınız?

İnsan kendini nasıl tanıtabilir? Kaç kelime ile özetleyebilir? Yaşadıkları, çalıştığı pozisyonlar, karakterini, hissettiklerini yansıtır mı bilmem. Ancak varoluşumdan bu yana beni en iyi tanımlayabilen cümle ile kendimi tanıtmak isterim: “Ömrümdenuzunhayallerimvar.” İşte böyle bir yolculuk olacaktı benimkisi. Bir hayal gerçekleştiğinde bir diğerini kuracaktım. Evet, o kadar çok şey olmak istedim, o kadar çok hayal kurdum ki hangisinden başlasam bilemedim. Yazarlık, mimarlık, gazetecilik, arkeologluk, üniversitede öğrencilere ders vermek, seminerlere, kariyerlere davet edilmek, çok başarılı bir kadın yönetici olmak, parfüm üretmek gibi birçok mesleği yapmak istedim. Ancak hepsini bir anda başarmam imkansızdı. Ben de en azından bunların çoğunu yapabileceğim bir meslek seçmek istedim. 1989 yılında Diyarbakır’da esnaf bir baba ve ev hanımı bir annenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. 2005 yılında Diyarbakır Özel Ortadoğu Koleji’nden, 2012 yılında ise Ankara Başkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum.

Mühendislik fakültesi mezunu olduğum için stajlarımı çoğunlukla Ankara’da büyük firmaların üretim, pazarlama ve insan kaynakları departmanlarında tamamladım. TÜBİTAK ödüllü iki projede gönüllü yer aldım. Boş zamanlarımın çoğunu kişisel gelişimim için gerekli olan seminerlere katılarak geçirdim. Bunun yanında sosyal de bir öğrenciydim. Sanatsal aktivitelerde yer aldım. Tiyatro tutkuma üniversitede de devam ettim. Sosyal sorumluluk projelerinde görev aldım. Sanırım geçmişe dönüp baktığımda, en çok da bu projelerin turizm kariyerime katkı sunduğunu görüyorum.

Tüm o hayallerinizi, geleceğe dair ideallerinizi ne de içtenlikle özetlediniz. Ya okuldan sonraki süreç nasıl devam etti? Profesyonel hayata ilk ne zaman, hangi kararlarla adım attınız?

Okuldan mezun olduğumda aklımda turizm ile ilgili bir çalışma yoktu. Birçok seçeneği gözden geçirdim. Yurt dışına gidip yabancı dilimi geliştirebilirdim. Yüksek lisans yapıp kariyerimde ilerleyebilirdim. Büyük bir şehirde, büyük ve kurumsal bir firmada kendime uygun pozisyonlarda çalışabilirdim. Ancak doğduğum şehre dönüp, bu kente bir şeyler katmaya karar verdim. Diyarbakır’da mermer üretimi yapan bir kobide ihracat sorumlusu olarak işe başladım. İleride turizm sektörü için önemli olan yabancı dil becerimi bu görevi yaparken kazandım. Yine aynı zamanda, düzenli evrak yönetimi, işler arasındaki koordinasyon, fuar deneyimi kazanmamı da bu pozisyon sağladı. Daha sonra bu firmada üretim mühendisi, satış sorumlusu, iş sağlığı ve güvenliği gibi pozisyonlarda çalıştım. Ardından kariyerimde ilerleyebilmek için yükselen bir departman olan insan kaynakları biriminde yoluma devam ettim. Turizm sektöründe yer aldığım ilk pozisyon İnsan Kaynakları Koordinatörlüğü oldu.

“Turizmde 2+2=4’ün 5 olabileceğini de fark ettim”

Fen Bilimleri ve Mühendislik Fakültesi mezunu olmamdan ötürü, her zaman 2+2 = 4 zannederdim. Ancak bu sektörde, misafir memnuniyeti için 5 olabileceğini de fark ettim. İş hayatında aldığım kararlar siyah veya beyaz iken, gri renkte de kararların olabileceğini öğrendim. Ancak insan kaynakları departmanında bu sektöre başlamak bana bazı avantajlar kazandırdı. İş tanımlarının hazırlanmasından aday mülakatlarına, iş kanunun getirilerinden personelleri görev başında izlememe olanak sağlamasına kadar pek çok yetiyi aynı anda kazanabilme ve analiz edebilme şansına sahip oldum.

Bildiğiniz gibi turizm çok başka bir sektör; mesaileri yoğun, sürekli koşturmaca içerisindesiniz. Bazen kendinizi nefesinizi tutmuş, bırakmayı unutmuş gibi hissediyorsunuz. Ama bir de şöyle düşünün: çocukken kendinizi değil sohbet ederken, bir kez uzaktan görsem diye hayal ettiğiniz ünlü bir kişi ile oturmuş düğün organizasyonunu konuşurken bulabiliyorsunuz ya da üst düzey bir kamu görevlisinin kahvaltıda en sevdiği omletin nasıl yapıldığını tarif ederken bulabiliyorsunuz. Sektörümüz sosyalleşmenize çok büyük bir katkı sağlıyor.

“Genel müdürlük koltuğunu ileride altın tepsiyle sunacağına inandığım satışa geçtim”

Ne var ki lisans eğitiminde aldığım derslerden bana kalan bilgilerin körelebileceği aşamaya gelmesine, hayallerimin sürekli ilerleyerek katlanmasına, heyecanlı, savaşçı karakterimin beni zorlamasına daha fazla dayanamadım ve bulunduğum departmandan ayrıldım. Tüm birimleri aynı anda koordine eden, tüm etkinliklerin yakın takipçisi olan, misafirler ile en yakın temas halinde olan otelin sıcak kalbi “satış” departmanı ile tanıştım. Ancak bu kararım radikaldi. Çünkü bildiğim, uzmanlaştığım bir departmanda üst düzey yöneticiliğe kadar gelmiş iken, hiç bilmediğim bir departmana temsilci olarak başladım. Üstelik çoğunlukla bilgisayar başında geçen mesai saatlerim artık sürekli gezerek, insanlar ile konuşarak her şey hazır mı diye mutfaktan salon arası mekik dokuyan bir pozisyonda kendimi buldum. Evet bu kararı almadan önce bir an tereddüt ettim ama bu pozisyonun bana ileride genel müdürlük koltuğunu tepsiyle sunacağından emindim. Bu departmanda satış temsilciliği, satış yöneticiliği ve satış müdürlüğü pozisyonlarında yer aldım. Tüm bunlar misafir profilini tanımama, operasyonların hem ön yüzünü hem perde arkasını görmemi sağladı. Ayrıca gelir ve gider yönetimi, finans ve muhasebe bölümleri hakkında birçok tecrübe edinmemi sağladı.

Son olarak da, şu anda bulunduğum pozisyonda yer aldım. Yaklaşık iki yıldır Hilton Garden Inn Diyarbakır’da Genel Müdür olarak görev almaktayım. Turizm ile ilk tanıştığım otelde, ilk kez genel müdürlük ünvanını almam ve kısa bir süre içerisinde birçok departmanda yer aldığım için genel müdür olmak beni çok zorlamadı. Tabii ki aldığım sorumluluklar, aldığım kararlar artık sadece departmanımı değil, tüm oteli etkiliyordu.

“Her iş sevilerek yapılmalı ama turizm bunların en başında bir yerlerde”

 Bu süreçte turizmin en çok nesini sevdiniz?

Turizm dışarıdan bakıldığında son derece prestijli, eğlenceli, sosyal, karlı bir sektör olarak görülür. Ancak perde arkası gerçekten emek yoğun bir iş gerektirir. Etkinlikler geç saatlere kadar uzayabilir. Hazırlık aşamasında günlerce birkaç saatlik uyku ile çalışmaya devam edebilirsiniz. Ama tüm bunlar bir tek şey için değer. Günün sonunda misafirin yüzündeki gülümseme, elinizi sıkarken ettiği teşekkürün gözlerinin içine yansıması… İşte tüm bu zorlukları unutturan bu his, bana turizmi sevdirdi. Evet, saklamak istemem, birçok insan gibi ben de tabii ki yolun başında, şimdi bile pek çok keşke dedim. Ama biraz önce bahsettiğim tüm bu hisler hiçbir zaman pişman olmama neden olmadı.

Size hayatım boyunca kafama kazınacak olan, ileride hep hatırlayıp, benim gibi bu sektörde çalışmak isteyip, bir sürü tereddütü bulunan adaylara hep anlatacağım ve bu sektörün bana kattığı onca güzel anıdan birkaçından söz etmek isterim. Her iş sevilerek yapılmalı ama turizm bunların en başında bir yerlerde… Bir an geldi, birkaç saat sonra evliliğe ilk adımını atacak olan genç bir kızın gelinlik tacını takarken gözyaşlarına eşlik ettim. Bir gün nöbetçi müdürken, mesaimin bitmesine dakikalar kalmışken, yaşı geçkin bir tonton beyefendinin resepsiyondan çamaşırhanenin kapalı olmasından dolayı gömleğini ütületemeyecek olması, sabah yıllardır görmediği torunun karşısına kırışık gömlekle çıkacağı için gözlerindeki hüznü görüp, gömleğini alıp ütüleyip, teslim ettiğimde tonton amcanın dualarını alırken yüzümdeki gülümsemenin içime yayıldığını hissettim. Şimdi siz söyleyin; siz pişman olur muydunuz?

 Ya bu sektörde kadın olmak nasıl bir duygu? Bunu özellikle de Türkiye’nin bir doğu şehrinde, Diyarbakır’da yöneticilik yapan bir kadın yönetici olarak yanıtlamanızı istiyorum.

Bu coğrafyada hem çok kıymetli hem de üzülerek söylüyorum ki çok kıymetsiz kadın olmak! Kimi zaman cennetin ayaklarımızın altında olduğuna inanıyorlar kimi zaman da doğurduğumuz erkek çocuk sayısı ile ölçülüyoruz. Ama yine de tüm bu olumsuzluklara rağmen, Mezopotamya’nın beşiği olan bu kadim kentte, kadın olarak var olmak, hele de iş dünyasında üst düzey yöneticiliğe gelecek kadar çalışmak çok kıymetli ve önemli. Bu yüzden üstümüze büyük vazifeler düşüyor.

Ancak şunu da belirtmeliyim ki, turizm sektörünün bu konuda önemli bir farkı var. Zaten fıtratımızda var olan, detaycı yaklaşım tarzımız, misafir karşılama özenimiz, kişisel olarak erkeklere göre dış görünüşümüze ve hijyene daha çok önem vermemiz vb. özellikler bizi bu konuda artı duruma getiriyor. Tabii ki bizim için de olumsuz durumlar olabiliyor. Bunlardan ise şöyle bahsetmek isterim: Mesai saatlerinin uzaması, bazı misafir profillerinin otelde çalışan kadınlara olan olumsuz bakış açısı gibi birkaç kötü ama bizi çalışmaktan asla vazgeçiremeyecek yaklaşımı da dezavantaj olarak gösterebiliriz. Kendi adıma konuşmam gerekirse de gerek yatırımcımızın tarafıma olan güveni gerek ekip arkadaşlarımın bana olan tam desteği gerekse de misafirlerimizin yaptığımız işe olan inancı sayesinde bu dezavantajların hiçbirini şahsım adına yaşamadım.

Aktif üyesi olduğunuz yapılanmalar var mı? Diyarbakır’da STK’lar ne kadar etkin? İstanbul ve büyük şehirlerle etkileşimleri nasıl?

Evet şu an içerisinde yer aldığım iki STK mevcut. Biri çalıştığım otelin tüzel kişilik olarak yer aldığı ve tarafımdan temsiliyet sağladığı, aynı zamanda ise genel sekreter olarak görev aldığım, Diyarbakır Otelciler Derneği (DOTED) Bir diğeri ise kadın olarak yer almaktan büyük keyif aldığım, benim gibi birçok iş kadının yer aldığı, birbirimiz ile deneyimlerimizi paylaştığımız, zor zamanlarda destek aldığımız Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği. Her iki dernekte de güzel projelere imza atıyoruz. Kişisel gelişimime katkıda bulunacak birçok organizasyonda yer alıyorum. Bu projelerin çoğu da kentimizin gelişimine çok ciddi katkılar sağlıyor. Bunlara ilave olarak şehrin en önemli dinamiklerinin Valilik, Belediye, Kalkınma Ajansı, Ticaret Odası, TÜRSAB ve aynı zamanda yer aldığım Diyarbakır Otelciler Derneği’nin de bir paydaş olarak yer aldığı Diyarbakır Turizm Platformu şehrimiz için çok önemli projeler geliştirdi ve faaliytelerine tüm hızıyla devam ediyor.

Çok yakın zamanda gerçekleşen bir organizasyonla platformun ne denli önemli projelere imza attığını buradan sizlerle paylaşmak isterim: Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu (FIJET)’nun “Turizmin Oscarı” olarak adlandırılan “Altın Elma” ödülü, bu yıl Diyarbakır’a verilecek. Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın öncülüğünde kurulan Turizm Platformu’nca “İnsanlığın Uygarlığa İlk Büyük Adımı Diyarbakır” temasıyla düzenlenen program için FIJET ve Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (ATURJET) üyesi 19’u yabancı 36 yazar ve gazeteci Diyarbakır’a davet edildi, tarihi mekanlar gezdirildi. Bunu açıklıkla söyleyebilirim ki, şehrimizden çok ciddi etkilendiler ve bu ödülü vermeye karar verdiler. Ekim ayı başında ödül töreni  Diyarbakır’da düzenlenecek.

Bize çalışma hayatındaki Selda Çiçek’i böyle anlattınız. Evdeki sizi de tanıtmak isterim biraz…

Birçok defa vurguladığım gibi özel hayatımda da, sosyal hayatımda da sosyal biriyim. Kabına sığamayanlardanım. Her zaman yapacak bir işim oluyor. İlk günden beri aynı hislerle devam ettirdiğim bir evliliğim, kendisine büyük saygı duyduğum kıymetli bir eşim ve dünyalar tatlısı 21 aylık bir oğlum var. Yoğun çalıştığım için boş zamanlarımda onlarla kaliteli vakit geçirmeye çalışıyorum. Aktiviteler yapmaya çalışıyoruz. Yine iş hayatında olduğum gibi, özel hayatımda da düzenli ve sürekli planlarla yaşayan bir insanım ama bu bir anda valizimi toplayıp, birkaç günlük kaçamak yapmama engel olmuyor. Bir de beni ben yapan, çok önem verdiğim ve gerçekten yaparken büyük bir keyif aldığım, sadece hobi olarak görmediğim, hayatımı endekslediğim kitap tutkum var. Bulduğum her satırı bile okuyabilecek biriyim.

Söyleşimizin başında “Ömrümdenuzunhayallerimvar” demiştiniz. Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz?

Sanırım bir süre ara verdiğim eğitimime devam edeceğim. Bebeğime zaman ayırmak için yarım bıraktığım ikinci üniversitem ve yüksek lisansım var. Bunlara devam edip, çocukken hayal ettiğim birkaç platformda yer alma hayalim için bir adım daha yaklaşacağım.

 

İnceleyin

İSTOTEP yoluna INTHA olarak devam edecek

27 Mayıs 2015’te temelleri oluşturulan ve bünyesinde pek çok otel yöneticisi ve yatırımcısını barındıran İstanbul ...