Anasayfa » Gastro Güncel » Covid-19, yeme içme endüstrisi ve alışkanlıklarını nasıl şekillendirecek?

Covid-19, yeme içme endüstrisi ve alışkanlıklarını nasıl şekillendirecek?

Yaşadığımız bu sürece dair geçmişteki fütüristler bir tahminde bulundular mı diye ufak bir araştırma yaptığımda birkaç yıl evvel okuduğum bir kitaba tekrar göz atmam icap etti. Sayısal devrim, iletişim devrimi, şirket devrimi ve teknolojik tekilliği tartışan çalışmalarıyla bilinen Amerikalı yazar ve fütürist (gelecekçi) Fortune dergisinin eski editörlerinden olan ve teknoloji ve onun etkileri üzerine çalışmalar yapan Alvin Tofller, daha sonra toplumdaki değişimleri ve tepkileri incelemeye başladığında, 1970’lerde yazdığı Future Shock (Gelecek Korkusu) adlı kitabına tekrar göz atmak istedim.
Fütürist Alvin Tofller’in kitabında; çok kısa sürede çok fazla değişiklik ile karşı karşıya kaldığında, bireylerin ve tüm toplumların belirli psikolojik durumu ile ilgili ta 1970’de yazdığı öngörülerini okuduğunuzda şok olmamanız işten değil! Bugün tekrar baktığımda gördüm ki yazarın üstün sanayi toplumu için ileri sürdüğü öngörüleri çok büyük ölçüde gerçekleşmiş durumda. Diğer taraftan üstün sanayi toplumu seviyesinden henüz biraz uzakta olan bizim gibi ülkelerde durum biraz farklı. Kitaptaki öngörülerin bir kısmı hayatımıza girmiş olmakla birlikte, diğer bir kısmı da henüz “yaşanacak gelecek” olarak önümüzde durmakta…
Mevcut pandemi tamamen değişimle ilgilidir, aslında çok hızlı bir değişimle… Daha önce hiç olmadığı gibi bir değişim. Kelimenin tam anlamıyla 180 km/s’ten 60 km/s’e yavaşlama, belki daha da az. Gıda tüketimi ve yeme içme alışkanlıkları, özellikle hijyen, kişisel güvenlik ve sosyal mesafeyle ilgili tüm yeni endişelerin bir sonucu olarak önemli ölçüde etkilenecektir. Ancak, medya alanının çoğunu tekelleştiren mikro sorunlara girmeden önce, geri çekiplip daha büyük resme bir bakmaya ne dersiniz?
Koronavirüs salgınının patlak vermesinin ardından, dünyadaki ülkeler hastalığın daha da yayılmasını önlemeye yönelik bir dizi politika önlemini uygulamaya başladı. Bununla birlikte, bu tür önlemlerin tarımsal üretimi ve ticareti etkileyebileceği gerçeğine az ülke ya da kişi uyandı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), çoğu ülkede kilitlenmeleri takiben gıda ve tarım sektörünün makro görüntüsünü incelediğinde, perspektifleri aslında oldukça ilginç. FAO, 2008 mali krizinin, azalan gelir ve belirsizlik, insanların daha az harcama yapmalarını ve talebin daralmasını sağladığında neler olabileceğini gösterdiğini söylüyor. Satışlar düştü. Üretim de öyle. Ayrıca, en fazla etkilenenler gelir kısıtlamalarını telafi etmek için üretken varlıkların satışı, daha az çeşitli diyetler, aşırı avlanma gibi olumsuz baş etme stratejilerine geri dönmeye zorlandı.
COVID-19 salgınının başlangıcında, belki de olası kıtlık korkusundan dolayı talepte önemli bir artış olmuştur. Gıda talebi, FAO’nun genel olarak esnek olmadığını vurgulamaktadır ve beslenme alışkanlığı dar bir aralıkta değişse de, genel tüketim üzerindeki etkisi büyük olasılıkla sınırlı olacaktır. Hayvansal protein tüketiminde (bilim temelli değil – hayvanların virüsün ev sahibi olabileceği korkusunun bir sonucu olarak) ve balık, meyve ve sebze gibi diğer yüksek değerli ürünlerde (ki bunlar fiyat düşüşlerine neden olma olasılığı vardır). Bu korkular özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil olmak üzere restoran ve otellere verilen çiğ balık ürünleri için geçerli olabilir. Yoksul ülkelerdeki gıda talebi gelirle daha bağlantılıdır ve burada gelir getiren fırsatların kaybı tüketimi etkileyebilir. Bulaşma korkusu, market ve pazarlara daha az ziyaret yapılması anlamına gelebilir ve insanların yiyecek satın alma ve tüketme şekillerinde bir değişiklik beklenebilir – daha düşük restoran trafiği, artan e-ticaret alışverişleri ve evde yemek yeme artış hızı giderek istatistiklere yansıdı bile.
FAO, koronavirüsün patlak vermesinin ardından dünyanın dört bir yanındaki ülkeler hastalığın daha da yayılmasını önlemeye yönelik bir dizi politika önlemi uygulamaya başladı. Bununla birlikte, bu tür önlemlerin tarımsal üretimi ve ticareti etkileyebileceği gerçeği azdır. Örneğin, birçok ülke nakliye gemilerini tehlikeye atma riski olan ve günümüzde birçoğu açık denizlerde taşınan taze meyve ve sebzeler, balık ve balık ürünleri gibi bozulabilir mallar için özel risk taşıyan kargo gemileri üzerinde daha yüksek kontroller uygulamaktadır. Ülkemizde de olduğu gibi dünyanın bir çok yerinde mevsimlik işçiler gibi insanların serbest dolaşımını da etkileyen tedbirlerin gıda üretimi üzerinde etkisi oldu ve devam etmektedir. Bu nedenle küresel olarak piyasa fiyatlarını etkiledi. Yiyecek ve gıda fabrikalarında kabul edilebilir sağlık standartlarını garanti altına almak için alınacak önlemler üretimi yavaşlattı.
Yiyecek tedarik zinciri, üreticiler, tüketiciler, tarım ve balıkçılık girdileri, işleme ve depolama, nakliye ve pazarlama, vb. içeren karmaşık bir ağdır. Tüm seviyelerdeki gıda sistemleri önümüzdeki haftalarda ve aylarda test edilmeye devam ediyor ve zorlandıkları görülmektedir.
An itibariyle, gıda tedariki yeterli olduğundan ve piyasalar şu ana kadar istikrarlı olduğundan kesintiler minimum düzeyde olsa da, küresel tahıl stokları rahat seviye görüntü veriyor ve 2020 için buğday ve diğer başlıca temel mahsullerin görünümü endişe verecek seviyede değildir.
Yüksek değerli metaların (yani meyve ve sebzelerin) daha az gıda üretimi zaten olası olsa da, değer zincirindeki kilitlenmeler ve bozulmalar nedeniyle henüz fark edilmemektedir. Lojistik tıkanmalar, taze gıda tedarik zincirleri için özellikle en önemli engeldir. Nakliye kısıtlamaları ve karantina önlemleri, çiftçilerin ve balıkçıların pazarlara erişimini engellemiş ya da maliyetleri artırmıştır. Bu da üretim kapasitelerini kısıtlayacak ve ürünlerini satmalarını engelleyecektir. Çiftliklerin ve balıkçı gemilerinde hijyen, çalışma koşulları ve yaşam tesisleri için uluslararası standartların iyileştirilmesi ihtiyacının da pandemi ışığında yeniden ele alınması gerekmektedir.
Üstelik restoranlardaki “Güvenli Turizm” kuralları ile azalan kapasite ve sosyal mesafe şartları ile işletmelerin günlük satış potansiyellerini aşağı çekeceği gibi karlılığı da minimize edecektir.
Maalesef mevcut kapitalist düzende “Gelecek Korkusu” hayatımızın tüm evresinde yer alacak ve özellikle bizim gibi ekonomisi demokrasisi kadar gelişebilen ülkelerde, mevcut eğitim ve entellektüel birikimle bu tür yaşanabilecek kaotik durumda bilim, teknoloji düstur edinmek gerekir. Vatandaşını ve ülkesini koruyacak önlemler yerine, başka ülkelere gönderdiğimiz maske yardımı gösterileri ile hamaset yapan politika ve politikacılar üreten bir sosyal yapıda alacak yolumuz ve çaba gösterecek zamana ihtiyacımız olduğu aşikardır. Üstelik gönderdiğimiz maskelerin maliyeti uçağın harcadığı yakıttan daha düşük olması ayrıca en vahim olanıdır.

Orhan Genceli / TUROYD Yönetim Kurulu Üyesi / Otel ve Restoran Danışmanı

#yemeiçmeendüstrisi #covid19 #yemeiçmetüketicialışkanlıkları

İnceleyin

Gıda sektörünün geleceği bu inovasyonda! İşte o teknoloji…

Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu-2019 raporuna göre, 2018 yılında yaklaşık 820 milyon insan açlık ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik izinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği (Site Telif Hakları) Konusunda Yasal Uyarıyı inceleyebilirsiniz