Reha Tartıcı: “Doğa ve toplumla daha yakın bağ kurmalıyız”

Dünya nüfusu hızla artarken ve iklim değişikliği endişesi büyürken, gıda üretimi ve tüketimi de büyük bir dönüşümün eşiğinde. Bu dönüşümün önemli bir unsuru ise, yerel ve mevsimsel ürünlerin yeniden değer kazanmasıdır.

Reha Tartıcı / Akademisyen

Yerel ve mevsimsel ürünlerin sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınması, hem doğaya hem de topluma yönelik pek çok olumlu etkiyi beraberinde getiriyor. Tüm bu ürünler, uzak bölgelerden getirilen ürünlere göre daha az taşıma gerektiriyor. Bu da nakliye sırasında oluşan karbon emisyonlarını azaltıyor. Uzun mesafelerden gelen ürünlerin taşınması sırasında fosil yakıtların kullanılması, sera gazlarının atmosfere salınmasına neden oluyor. Yerel ürünler, bu olumsuz etkiyi minimize ederek çevreye daha az zarar veriyor.

Topluluk dayanışmasının önemi büyük

Yerel ürünlerin tercih edilmesi, yerel üreticilere destek olur. Bu da yerel ekonominin canlanmasına yardımcı olur ve yerel toplulukları güçlendirir. Aynı zamanda, bu ürünlerin tüketimi yerel üreticilerle tüketiciler arasında bir bağ kurulmasını sağlar. Bu bağ, topluluk dayanışmasını güçlendirir ve yerel kültürel değerleri koruma konusunda önemli bir rol oynar.

Mevsimine uygun olarak yetiştirilen ürünler, daha besleyici ve lezzetlidir. Yerel ürünler, uzun süre depolama ve taşıma süreçlerine maruz kalmaz, bu da vitamin ve mineral kaybını en aza indirir. Bununla birlikte yerel ürünlerin taze ve doğal olmaları, yemeklerin lezzetini artırır ve yerel mutfak kültürünü destekler.

Biyoçeşitliliği korumak, en önemli sorumluluk!

Mevsimsel ürünlerin yetiştirilmesi, mono kültür tarımına karşı bir önlem olarak görülebilir. Belirli ürünlerin belirli mevsimlerde yetiştirilmesi, tarım alanlarının çeşitlenmesine ve biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlar. Bu da doğal dengeyi ve ekosistem sağlığını destekler.

Yerel ve mevsimsel ürünlerin sürdürülebilirlik açısından daha fazla benimsenmesi gerektiği açıktır. Tüketiciler, söz konusu bu ürünleri tercih ederek sürdürülebilirlik çabalarına katkıda bulunabilir.

Bu katkı yerel pazarlara gitmek, kooperatiflerden alışveriş yapmak veya CSA (Community Supported Agriculture) programlarına katılmak gibi farklı şekillerde yapılabilir. Hükümetler de yerel ve mevsimsel ürün üretimini destekleyen politikaları teşvik etmelidir. Bu destekler çiftçilere maddi teşvikler sağlamak, organik tarımı teşvik etmek ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak gibi önlemleri içerebilir.

Toplumlar, yerel ve mevsimsel ürünlerin avantajları hakkında daha fazla bilinçlenmelidir. Bunların tercih edilmesi, sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılmış çok önemli bir adımdır. Bu adım, hem çevreye hem de topluma yönelik birçok olumlu etki oluştururken, yerel üreticilere ve yerel kültüre de destek olur.

Tüm bunları yapabilmek için iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltacak çabalara öncelik vermemiz gerektiği gerçeğini unutmamalıyız. Çünkü tüketici olarak bizler, sürdürülebilir döngünün bir parçası olabilir ve doğal kaynakları daha akıllıca kullanarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabiliriz.

İklim değişikliğini tersine çevirmeye tabağımızdan başlayalım

Kuraklık, yangınlar, seller, eriyen buzullar, yok olan deniz canlılarıyla birlikte varlığı tehlikeye düşen denizler, okyanuslar…  Biricik evimiz Dünya, iklim değişikliğinin sebep olduğu sonuçlarla alarm veriyor. Ve gerçek şu ki, Dünya yoksa biz de yokuz!

Fosil yakıtların aşırı kullanımı, orman tahribatı ve sanayileşmenin etkileri, dünya ikliminin giderek daha karmaşık bir sorun haline gelmesine yol açıyor. Ancak çözüm, hükümetlerin ve endüstrilerin yanı sıra her birimizin bireysel çabalarını da içeriyor. Peki iklim değişikliğini tersine çevirmeye tabaklarımızdan başlamak için neler yapabiliriz?

İşin başı eğitim!

Kuşku yok ki işe öncelikle eğitimden başlamalıyız. Kendimizi ve başkalarını iklim değişikliği konusunda bilinçlendirmek ve eğitmek, daha büyük bir değişim için ilk adım olmalı. Toplumsal farkındalık için sorumlu bir birey olarak yerel düzeyde çevre projelerine katılmalı ya da desteklemeliyiz. Soframızdaki tek kullanımlık plastik ürünlerden kaçınmalıyız. Market alışverişlerimizde yerel ve organik ürünleri tercih etmeli, plastik ambalajlı ürünlerden uzak durmalıyız. Soframıza taşıyacağımız ürünlerin sürdürülebilir olmasına özen göstermeliyiz. Yemeklerimizi hazırlarken ve yıkarken su tüketimini azaltmalıyız. Tabaklarımıza aldığımız yemek miktarını kontrol ederek gıda israfını en aza indirip kaynakların verimli kullanılmasına yardımcı olmalıyız.

Tercihlerimizi değiştirmeliyiz

Hepsinden önemlisi, yemek tercihlerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Daha fazla sebze ve meyve yemeli, yerel ürünlere yönelmeli ve et tüketimini azaltmalıyız. Çünkü iklim değişikliğine etki eden unsurlardan biri de hayvansal gıda tüketimi. Artık biliyoruz ki, az et tüketimi yüksek etli diyetlere göre yarı yarıya emisyonu azaltıyor. Vegan beslenme ise yüzde 75’lik bir azalma sağlıyor.

Araştırmalar, bitki bazlı diyetlerin su kullanımını %54, vahşi yaşam tahribatını %66 ve metan üretimini %93 oranında azalttığını gösteriyor. Bu misyonu üstlenen Türkiye’de ve dünyadaki az sayıda marka da bitkisel bazlı lezzetli et ürünlerini sadece veganlar için değil, herkes için üretmeye başladılar.

Besin değeri yüksek, sağlıklı, doğa dostu ürünler ile hayvansal ürün tüketiminden uzak yaşam isteyenler ve hayvansal gıdalara alternatif bir beslenme arayışında olanlar için de üretim yapıyorlar. Düşük etli, vejetaryen, vegan diyetler ve hayvansal ürünlerden kaçınmanın sağlığımız açısından pek çok yararı var. Bitki bazlı beslenmek, fiziksel egzersiz kalitesini yükseltiyor. Hormonları dengelemekle birlikte, cilt güzelliği ve kilo kontrolü sağlıyor.

Tabaklarımızdan başlayarak küçük adımlar atmaya başlamak, büyük bir etki oluşturulabilir. Unutmayalım ki iklim değişikliğiyle mücadele, hepimizin sorumluluğundadır ve birlikte hareket ettiğimizde daha büyük başarılar elde edebiliriz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir