Anasayfa » İş'te Kadın » Turizmde keşfetmeye adanmış 30 yıl: Aylin Güneşli

Turizmde keşfetmeye adanmış 30 yıl: Aylin Güneşli

Röportaj: Hatice Ünal Bilen Fotoğraflar: Hakkı Günerkan

Hayalini kurduğu turizm yolunda önce otelciliği sevdi. Tüm dünyayı yanında hissettiren acentacılık ve tur operatörlüğü ise onu asıl cezbeden tutkuları oldu. 14 yıllık Viyana deneyiminin ardından kariyer başarısını 2011 yılında kurduğu 12 Months Travel ile taçlandıran tecrübeli turizmci Aylin Güneşli, bugünlerde TÜRSAB Yönetim Kurulu Yedek Üyeliği’nin yanı sıra Şişli YTK Başkanlığı ile de turizmde kadın gücünün önemli temsilcilerinden biri.

Keyifli bir bayram gününde Büyükada Anadolu Kulübü’nde bir araya geldiğim Aylin Güneşli ile turizmde 30 yıllık serüvenini konuştum.

Aylin Hanım, söyleşimize turizmle ilgili hayalleriniz, ideallerinizle başlamak isterim. Otelcilik, acentacılık ve tur operatörlüğüne uzanan yolculuğunuz ilk nasıl başladı, anlatır mısınız?

Turizm hayallerimde hep vardı, hatta ailem istemediği halde vardı… Annem Mimari Teknik Uzman. Çok fazla Dernekte aktif görevi vardı. Türkiye’de Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal Hocamızla ilk Organ Nakli Derneğini kurdu.30 yıl önce Türkiye’de organ nakli bugünkü gibi bilinmiyordu. Türkiye’yi gezerek önemini ve nasıl yapıldığını anlattılar. İnsanlık için inanılmaz bir hizmet. Rahmetli babam avukattı. Siyasetin içindeydi ve bir dönemde Milletvekilliği yaptı. En büyük arzusu, benimde hukuk okuyup işlerini ve kurduğu düzeni devam ettirmemdi.   Ama benim gönlümde yatan aslan hep turizm oldu. Çünkü ben insan ilişkilerini çok seviyorum… Dünyanın sınırlarının olmamasını seviyorum… Bizim işimizde din, dil, ırk ayrımı yok biliyorsunuz. Tamamen sevgi ve barış üzerine kurulu. İnsanlar hayal ediyor ve biz hayallerini gerçekleştiriyorsunuz. Bundan daha güzel bir şey olamaz. Benim de tüm dünya insanlarıyla, farklı kültürlerle iç içe olmak hoşuma gidiyor.

Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyoloji eğitimi almamın da temel sebebi budur aslında. İnsan davranışları ve toplum bilimi öteden beri ilgimi çekmiştir. İşin odağında da yine insan olduğu için sosyoloji okudum ama bir şekilde hayalim olan turizme yöneldim. Çok değerli hocalarım vardı mesela ve onların yaptıkları iş hoşuma gidiyordu. Türkiye’yi tanıtmak için yurtdışına fuarlara gidiyorlardı. Çok iyi anımsıyorum, o dönem Türkiye’ye çok fazla Alman ve Avrupalı Turist geliyor, turizm adına çok güzel işler yapılıyordu. 80’lerin sonu, 90’ların başı sözünü ettiğim yıllar. Hala nitelikli turizm yapmak için mücadele ediyoruz.

Bir tez yazdı, dünyası değişti

Benim en büyük idealim turizmci olmaktı. Sağ olsunlar hocalarımın da desteği ve yönlendirmesiyle, zamanın Turban Genel Müdürü olan tez hocam Dr. Mehmet Özdemir’in önderliğinde, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü 1990 yılında “Turizmin Türkiye’nin Sosyoekonomik Yapısına Etkileri” adlı tezimle bitirdim. Bu tezim de 1990 yılında Dr. Mehmet Özdemir’in aynı adlı kitabında yayınlandı. Hatta o dönem tezim için Kemer’de Club Salima ve Simena’da çalıştım. Ama ne çalışma! Bir tarafta hayallerim, diğer tarafta sürekli ters düşüp küslük yaşadığım ailem… Her şeye rağmen hayallerimin peşinden gidip; yazları çalıştım, kışları okumaya devam ettim. Şimdi geriye bakınca iyi ki yapmışım diyorum. Çok keyifli günlerdi…

Rahmetli babam bana ne iş yaparsan yap en iyisini yap diye öğretti. Bende bunu kendime ilke edindim ve hep şuna inandım; yaptığın işin her kademesini bileceksin ve en iyisini yapacaksın. En alttan başlayıp, yukarı tırmanıp, en üste çıkacaksın. Sektöre ilk otelcilikle başladım.

Büyük bir kararlılık ve azimle yolunuza devam etmişsiniz. Otel sektöründe ilk profesyonel iş deneyiminizden de bahsetmenizi isterim.

Turizme ilk 1988 yılında Banana Hotel’de tenis öğretmenliği yaparak başladım. Tenis, çocukluğumdan beri severek yaptığım bir spordu. Ankara Tenis Kulübünde yaz okulunda yazları tenis öğretmenliği yapıyordum. Bir Alanya tatilim sırasında arkadaşlarımın vasıtasıyla bu sektöre girdim.  Zaten çok seviyordum, içine girdikçe daha da sevdim, 30 senedir çıkamıyorum. Dünyanın her tarafından insanla bir araya gelmek, pek çok farklı kültürle tanışma fırsatı bulmak, iletişim kurabilmek çok hoşuma gitti. Bir de benim çocukluğum ve gençliğim Büyükada’da geçti; farklı dinler ve kültürlerden örülü bir mozaiğin içinde yani. Öyle olunca turizm dünyayı ayaklarınıza getirdiği için daha bir cezbedici geldi bana. Verdiğiniz hizmetle insanları mutlu etmek harika bir duygu. Ben bir İstanbul ve Türkiye aşığıyım. Vatan sevgisi, ülkeme hizmet aileden kanıma işlemiş. Ülkemi tanıttıkça ve güzel geri dönüşlerini aldıkça onlar kadar mutlu oluyorum. İnanın, bu paha biçilemez bir his benim için.

Turizme tenis öğretmenliği ile başlayan Aylin Güneşli, dünyayı gezmeye, yeni yerler keşfetmeye, yeni insanlar tanımaya, yeni lezzetler tatmaya bayılıyor. “Anı yaşamak” odaklı bir hayat felsefesine sahip olan Güneşli için bir deniz kenarında dalgaların hışırtısıyla anı yaşamak kadar daha keyif veren bir an daha yok!”

Kariyerinizde otelcilik önemli bir basamak olmuş ama sektör sizi asıl acentacılık ve tur operatörlüğü faaliyetlerinizle tanıyor. O süreci de dinleyebilir miyiz sizden?

Ben ilk acentacılıkla Ankara Hilton’un Business Center’inde tanıştım. Ardından 1990 yılında işletme masterı yapmak için Viyana’ya gittim. Sosyolojiyi okumuştum zaten. Bir de işletmenin sayısal, yönetimsel kısmını öğrenmek gerekti. Ancak Avusturya’daki üniversite sistemi çok farklı. Tekrar 4 yıllık üniversite okumam lazımdı. Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde önce İşletme eğitimine başladım, çok güzel bir okuldu, orada keyifli yıllar geçirdim. Bir sınava aylarca ders çalışmayı orada öğrendim. Baktım işletme bitecek gibi değil, bende aynı üniversitenin iki senelik turizm işletmesi bölümüne geçtim ve 1998 senesinde mezun oldum. Direkt turizme geçmek kariyer gelişimim açısından çok daha faydalı olacaktı.

Öyle de oldu…

Viyana’da Pegasus, Pera Reisen ve uzun yıllar Gulet Touropa Touristik TUI Group gibi çeşitli tur operatörlerinde çalıştım. Gulet Touropa Touristik TUI Group benim için okuldu adeta. Bugünlere gelmemde çok büyük katkısı var. Düşünsenize Dr Cem Kınay ve Mag Oğuz Serim gibi Türk Turizmine onca katkı sağlamış duayenlerin yanında yetişiyorsunuz. Avusturya’lılar için tam istedikleri Magic Life konseptini geliştirip hayata geçirdiler ve inanılmaz iyi gitti. Küçücük Avusturya’dan yüzbinlerce Avusturya’lıyı Türkiye’ye getiriyorduk. Zamanın Avusturya Başbakanı’nı Belek’e  Golf tatiline yollardım. Türkiye için inanılmaz bir tanıtım. Bu arada ailenizin turizm zincirlerini kırabildiniz mi, merak ettim doğrusu?

E tabii, aradan yıllar geçmiş artık, onlar da mecburen durumu kabul etmek zorunda kaldılar. Ama şöyle, babam çocuklarının kendi ayakları üzerinde durmasını istediği için bizim için asla kimseden bir şey istemeyen bir babaydı. O kadar ki ben Gulet’e kendi azmimle ancak 6. başvurumda girebildim. Oda okurken Dr. Cem Kınay’ın girdiği bir dersimiz sayesinde oldu. Okul zamanı eşimle tanıştım, aşık oldum, evlendim. 14 sene sonunda “artık bu vatan hasreti yeter, ben dönüyorum” dedim. Gulet Touropa Touristik 2002’de TUI’ye satıldı. Ben de 2004’te Türkiye’ye geri döndüm.

“Önce otelciliği sevdim ama acentacılık bana daha cazip geldi. İşimiz dolayısıyla dünyanın pek çok ülkesini gezmek, farklı kültürler ve insanlarla bir araya gelmek harika bir duyguydu. Dünyayı keşfediyorsun ve bunu paylaşıyorsun.”

 14 yılın ardından Türkiye’ye dönmek, burada turizm yapmak nasıl bir duygu ve deneyimdi sizin için? Kolay adapte olabildiniz mi?

İstanbul müthiş bir şehir ve insanın aşık olduğu şehre dönüşü kadar mutluluk verici bir duygu daha olamaz, öncelikle onu söyleyeyim. Buraya döner dönmez Travel Club’te işime devam ettim. İstiklal Caddesi’nde bir ofisti. Tam şehrin merkezinde, turistik bir lokasyon, daha ne isteyebilirim ki? O zaman Avusturya’nın nüfusu 7 milyon, Viyana’nın 15 bin katı insan sırf İstiklal Caddesi’nde dolaşıyor. Bundan daha keyifli bir şey olamazdı.

 Ya Viyana?

Buranın keyfi hiçbir yerde yok ama Viyana’nın da bana katkıları çok büyük olmuştur. Baktığınızda Avusturya’lılar, bize göre çok daha kuralcı ve disiplinliler. Dr. Cem Kınay gibi değerli isimlerin yanında, işin mutfağında yetişiyorsunuz. Çekirdekten her şeyi öğreniyorsunuz. Viyana’da yaşarken dünyanın birçok yerine gitme fırsatım oldu. Her şeyden önce burada el bebek gül bebekken orada ayaklarınızın üzerinde durmayı, kendinizi ispatlamayı öğreniyorsunuz. Bunu önemli bir kazanç olarak görüyorum. Orada keyifli dostluklarım oldu, eşim de zaten Avusturya’lıydı. Türlü zorlukları da olsa Viyana kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendiğim hayat kesitimdir. Güneşli’nin kızı olmaktan çıkıp Aylin Güneşli Viyana’da oldum diyebilirim.

Türkiye’deki ilk deneyiminiz olan Travel Club’ten sonrası ne şekilde devam etti?

Sonrasında Hürriyet Almanya ile ortak bir proje olan Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarımıza Türkiye tatil paketleri hazırlamak ve satmak projesini yönetmek için Doğan Grubu’nun seyahat acentesi olan Işıl Tur’a geçtim. Bu da benim uzmanlık alanım olduğu için hiç tereddütsüz kabul ettim. Işıl Tur’da zamanla incoming, outgoing Operasyonları da bana verildi ve bu iki bölümünde müdürlüğünü yaptım. Harika işler yaptık. Frankfurt’ta, Kanal D ve Hürriyet Almanya işbirliğinde Euro D 10.yıl kutlamasında Almanya Başbakanı Angela Merkel’ı bile ağırladık. Romanya Kanal D açılış etkinliği başlı başına başarı hikayesi. Harika işler yaptık. Artık belli bir tatmin noktasına eriştikten sonra de hayatımda değişiklik yapmak isteğiyle IDEE Travel’a geçtim. IDEE Travel özellikle incoming MICE alanında çok köklü ve güçlü bir şirket. Aynı zamanda en büyük Alman Tur Operatörlerinden biri olan Dertour’un Deluxe Türkiye temsilcisi. Dertour’un destinasyon ve ürün yelpazesi çok geniş. Türk misafirlerde bu paketlerden, fiyat avantajları kullanılarak yararlansın diye Dertour’u Türk Pazarına kazandırma amacıyla Yurtdışı Operasyonlar bölümünün yöneticiliği teklif edilince gönlümde yatan iş tur operatörlüğü olduğundan hayır demem imkansız oldu. İş ayrımı yapmam ve bana şirket içinde nerede ihtiyaç varsa yardım ederim. Masa başı işlerden ziyade operasyonlar tam benlik. IDEE Travel’da da çok güzel işler yaptık. 2010 sonunda radikal bir kararla kendi şirketimi kurmaya karar verdim ve Şubat 2011’de 12 Months Travel’ı kurdum.

O güne kadar aslında kafamda öyle bir fikir yoktu, bir an geliyor ve yapıyorsun… O günden bugüne de Türsab A grubu seyahat acentesi olarak A 6888 belge no ile kişiye ve kurumlara özel yurtiçi ve yurtdışı seyahat, balayı, etkinlik, bayi ve basın gezileri, toplantı, fuar, temalı turlar, özel İstanbul ve Türkiye Turları alanlarında hizmet veriyoruz.

 “MICE’ciler birbirinin ayağına çok basıyor”

 12 Months Travel’in faaliyetlerini biraz daha açarak, varsa gündeminizdeki yeni projelerinizi de paylaşır mısınız?

Sofistike, kaliteli, lüks seyahat ve etkinlik hizmetleri ile misafirlerimize hizmet sunmaktayız. Kişiye ve kurumsal şirketlere özel seyahat, etkinlik, toplantı, bayi ve basın gezileri, fuar, yurtdışı düğün, balayı ve temalı turlar, gemi seyahatleri, özel İstanbul turları alanlarında hizmet veriyoruz.

12 Months Travel olarak en önem verdiğimiz konu misafir memnuniyeti  ve sürekliliği. Üst segment münferit ve kurumsal misafirlerimizi prensiplerimizden ödün vermeden arttırmak amacımız. MICE segmentinde ne yazık ki çok düşük hizmet bedelleriyle acenteler olarak çok fazla birbirimizin ayağına basıyoruz. Elbette ki misafirler her şeyin üzerinde ama şu an en kazançlı onlar. Zaman, emek harcıyoruz. Yılların birikimi olan tecrübemizi paylaşıp, projeler üretiyoruz. Bununda bir değeri olmalı. Ben hala geleneksel kalmaya çalışanlardanım. Yüz yüze ilişkilerin önemini savunuyorum. Misafirlerimiz bizi arasın, ofise gelsin istiyorum. Online’a karşı değilim devrin olmazsa olmazı. Sadece tüketicinin, en azından seyahat, acentelerinin online rezervasyon sistemlerini kullanması taraftarıyım. Acenta kullanmanın önemini daha fazla anlatmamız gerekiyor. Bunu TÜRSAB vasıtasıyla yapmamız çok daha kolay. Elimizde bir güç var, TÜRSAB çatısı altındayız. Hazır TÜRSAB demişken, o konuya da gelmek isterim. Birliğin yeni döneminde Değişim Hareketi içinde Firuz Bağlıkaya’yı desteklediniz ve Yedek Yönetim Kurulu Üyesi görevinizle aktif rol aldınız. Çalışmalar nasıl gidiyor?

Firuz Bağlıkaya’nın mesleğimizin geleceği konusunda iyi şeyler yapacağına, sorunlarımızı çözeceğine ve doğru kişi olduğuna inandım. O nedenle de destekledim ve ekibinde yer aldım. Ülkeme, mesleğime hizmet etmek beni çok mutlu ediyor. Gelecek nesillere sürdürülebilir, saygın bir meslek bırakmalıyız. Bunun dışında bir beklentim de yoktu açıkçası. Yedek Yönetim Kurulu Üyesi olmam, seçim sürecinde başka muhalif gruplarla ittifak yapılmasından dolayı kendi yönetim kurulu dengelerimizin bozulması sebebi ile Başkanımızın takdiridir, aslında bizde pek asil yedek farkı da yoktur, Başkan herkesle her konuyu istişare ediyor ve hepimizin görüşünü alıyor. Siyasetle ilgili değilim ama kanda var çekiyor bir şekilde Turizm Politikası hoşuma gidiyor. Seçim sürecindeki çalışmalarda da çok keyif aldım. Şu ana kadar Birliğimiz ve mesleğimiz adına bu kadar kısa sürede yapılanları gördüğümde de kesinlikle doğru yapmışım diyorum. İçine girmeden anlaşılmıyor. Bayağı meşakkatli bir yoldan geçiyoruz. Başkanım’ın ve Yönetim Kurulumuzun görevlerini laikiyle yaptığı inancındayım. Birliğimize değer katıp, ülkemiz için güzel şeyler yapıp, gelecek nesillere saygın ve sürdürülebilir bir meslek bırakabilirsek ne mutlu bize!

Çok yakın bir dönemde TÜRSAB bünyesinde Şişli YTK Başkanlığına seçildiniz. Tebrik ederek sormak isterim, orada da bir değişim rüzgarı estirecek misiniz?

Teşekkür ederim. 21 Temmuz’da Şişli YTK Başkanı olarak seçildim ekibimle birlikte. Hiç aklımızda yokken anlık bir kararla yola çıktık. Bu kadar güvenilmek ve sevilmek çok mutlu etti beni.

Değişim derken, TÜRSAB’ın Bölge Yürütme Kurulu eski adlarıyla BYK’lar artık Yöre Temsil Kurulları oldular. Bize bağlı olan 648 acenta bulunuyor. Birliğin bölgedeki tüm kurum ve kuruluşlarının temsilcisiyiz. Başkanımız’ın ve yönetimimizin bize verdiği görevleri yapmakla sorumluyuz. Acenteler çok fazla TÜRSAB’tan kopuk bir haldeler, ümitlerini yitirmiş durumdalar. Bizim elimizde TÜRSAB gibi çok büyük bir güç var. Bir birleştirme hareketi, mesleğe ve birliğe acentaları tekrar döndürme hareketi, bir umut kapısı olmamız gerekiyor.

Bizim bölge acentalarımızın ağırlığı incoming, MICE, IATA kurumsal bilet çalışan ve outgoing yapan acentalar. Evet en kısa zamanda çözüm bekleyen sorumlarımız var. Ben doğru iletişimin her şeyin başı olduğuna inanıyorum. Hedefimiz sürdürülebilir ve turizmin geleceğini bugünden şekillendirecek, yöre acentelerimize katkı sağlayacak projeleri geliştirmek ve tüm yöre acentelerimizin katkısını sağlayarak bu projeleri hayata geçirmek. Mesleğimize, ülkemize, gelecek nesillere sahip çıkmak. Doğru iletişim şu anda gerekli makamlarla sağlanıyor. Sorunlarımız çözülme yolunda, iyileştirme yönünde çalışmalar yapılıyor. Ama daha da iyi olacağına inanıyorum. Herkesin de buna katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum.

Hava yolu, otel, acente ayrı düşünülemez sektör paydaşları. Paydaşlarla iyi ilişkiler ile İşbirliği içinde olunması gerek. Türsab Şişli YTK Olarak buna çok önem veriyoruz. Zaten Türsab öncülüğünde ilk adım TİK (Turizm İstişare Kurulu)’in kurulmasıyla atıldı.

 “Aynı dili konuştuğumuz bir Bakanımız ve Başkanımız var”

Bu süreçte talep ve beklentilerimizin anlatılması çok daha kolay. Çözüm üretilmesi de bir o kadar kolay olacak. Kaybedecek vaktimiz yok. Yaparsak şimdi yapacağız. Doğru zaman da göreve talip olduk ve yöre yönetimine seçildik. Aynı dili konuştuğumuz içimizden Bakanımız ve Başkanımız var. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz lazım. O nedenle de acentelerimize  “lütfen gelin, sektörünüze, birliğinize sahip çıkın” diyoruz. Bizler o amaçla da yola çıktık. Çok da güzel bir yönetim kurulu oluşturduk. Herkes de sağ olsun elini taşın altına koymaya, üretmeye  gönülden razı.  Yöre acentelerimizin hepsi birbirinden değerli ve tecrübeli. Seçim günü İstanbul dışında oldukları için oy kullanamamış olanların da destekleri bizle. Şimdi işin en önemli kısmında acentaları işin içine katmak var. Incoming acısından son iki senemiz çok zor geçti, Ortadoğu, Arap çalışanlar hariç durum pek parlak değildi. Evet deniz, kum, güneşte bu yıl rekor kırıyoruz fakat diğer segmentler için de yapılması gerekenler var.

Baktığımızda dünyada seyahat eden kitle de değiştiği için yeni pazarlara yönelmek şart. Hindistan ve Çin çok önemli pazarlar. 12 milyon dolayında çok zengin Çinli var. Bunlar paraya bakmadan seyahat ediyorlar. Bu pazarların çoğunluğunu kazanabilirsek hedeflediğimiz turizm gelirlerine de rahatlıkla ulaşabileceğimize inanıyorum.

 “Bizim branşta kadınların ilgisi az, artırmak gerekiyor”

Birliğin iki kadın yönetim kurulu yedek üyesinden birisiniz. Samimi görüşünüzü almak isterim, bu sayıyı yeterli buluyor musunuz?

Tabii ki ben de kadınların her yerde aktif olması gerektiğine inanıyorum. Kadın elinin değdiği her şey daha detaylı planlandığı için çok daha güzel oluyor. İnşallah yönetimde bir sonraki dönemde daha fazla kadın görürüz. Hatta şaşırdığım için sordum, YTK’larda bile, Kapadokya ve İstanbul Şişli olarak sadece iki kadın Başkansınız.

Şişli bölgemizde kadının söz sahibi olduğu çok acenta var. Sağ olsunlar, seçime gelip oylarını da kullandılar. Aktif rol verirseniz hep birlikte iyi işler yaparsanız zaten kendiliklerinden gelecekler. Ama ben bu konuda ayrımcı düşünemiyorum. Bütün isteğim kadın ya da erkek ayrımı yapmaksızın hep birlikte birliğimize, mesleğimize, gelecek nesillere, en önemlisi de ülkemize katkı sağlayabilmek. Benim ilkemdir, “herkesin bir uzmanlık alanı vardır ve bu alana göre görev alınmalıdır. Bu düşünceyle de yönetim listemizi kadın erkek eşit oluşturmaya dikkat ettik. Şu an asil yönetimimizde ben dahil 3 kadın, 4 erkek üye bulunuyor. Yine aynı şekilde yedek listemizde de bu eşitlik prensibimizin dışına çıkmadık.

Ancak şunu da ilave etmeliyim ki TÜRSAB’ın ve Başkan’ımın kapısı katkı sağlamak isteyen herkese açık. Kadınlarımızın da aktif bir şekilde her yerde rol alıp işin biraz ucundan tutmaları gerekiyor. Benim gördüğüm, bizim branşta kadınların ilgisi az.

 Son olarak turizm sektörünün genel durumu ile ilgili görüşlerinizi paylaşır mısınız? Sektöre deneyimleriniz ve gözlemleriniz doğrultusunda nasıl bir yol haritası önerirsiniz?

12 Months Travel olarak şu sıra ağırlıklı yurt dışı çalışıyoruz. Çalıştığımız incoming pazarlar ne yazık ki şu anda ülkemize pek gelmiyor. Almanya, Amerika ve İngiltere gibi pazarları yeniden ülkemize çekmemiz lazım. Her ne kadar deniz kum güneş turizmi bu sene rekora gitse de bizdekiler daha çok münferit ve MICE ağırlıklı olduğundan henüz fayda sağlayamadık.

MICE, gastronomi, golf, kültür turizmi için gelen nitelikli, para harcayan turistlerin yeniden kazanılması ve arttırılması gerekiyor. Cruise gemilerinin tekrar Türkiye’ye yanaştırılması gerekli. Bu çok önemli bir konu çünkü şayet gemiler yanaşıyorsa “Türkiye artık güvenli” ülke demektir algısı oluşuyor. Memnuniyet verici ki, son dönemde “Türkiye güvenlidir” algısı yeniden yerleşti.  Tanıtım ve pazarlamamızı bölgesel yapmalıyız. İstanbul başlı başına bir marka. Bugün dünyanın bilinen birçok şehri ile yarışacak potansiyele sahibiz. Bugün bir Barselona’nın “artık kapasitemizi doldurduk, turist almıyoruz” deme lüksü var, aslında bunu bizim yapmamız gerekiyor. Gözlemlerim o ki, yurt dışı fuarlarında da Türkiye stantlarının daha kuvvetli temsil edilmesi gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

İnceleyin

TTYD, HOTREC’in 44. üyesi oldu

Avrupa Otel, Restoran ve Ağırlama Sektörü Birliği HOTREC’in 18-19 Ekim 2018 tarihlerinde Polonya’nın Krakow kentinde ...